HALKWEBYazarlarÇöken Karanlığın Altında

Çöken Karanlığın Altında

Yavaş yavaş, fark ettirmeden, itiraz etmeyi unutturacak kadar sessiz, kabullenmeyi öğretecek kadar ısrarcı.

0:00 0:00

Malına çöküyor—
yalnızca kapının önündeki toprak değil,
dedenden kalan iz,
annenin sakladığı anahtar,
çocuğuna bırakmayı düşündüğün yarın da gidiyor elinden.

Verdiğin oya çöküyor—
bir parmak mürekkep değil mesele,
inandığın sözler, kurduğun hayaller,
“değişir” dediğin her şey
bir gecede başkasının cümlesine dönüşüyor.

Belediyene çöküyor—
senin olan şehir
yavaşça sana yabancılaşıyor,
sokağın seni tanımıyor artık,
duvarlar başka bir dile boyanıyor.

Tarihi yapılarına çöküyor—
taşlar susuyor,
pencereler geçmişi anlatmaktan vazgeçiyor,
bir zamanlar yaşayan hafıza
toza karışıp savruluyor.

Zeytinine çöküyor—
bin yıllık sabrın meyvesi,
bir imzayla kesiliyor;
acı sadece dalda değil,
kökün derininde hissediliyor.

Irmağına çöküyor—
suyun sesi değişiyor,
artık özgür akmıyor hiçbir şey;
yolunu bulan değil,
yolu çizilen oluyor.

Ormanına çöküyor—
gölge azalıyor,
rüzgârın dili kırılıyor,
toprak, üstündeki yükü tanımıyor artık.

Köyüne çöküyor—
kapılar kapanmıyor,
çünkü açan kalmıyor;
sessizlik, eskiden gülüşlerin dolaştığı yerde
yerleşip kalıyor.

Doğana çöküyor—
gökyüzü daralıyor,
ufuk çizgisi yaklaşıyor adım adım;
nefes almak bile
bir izin, bir lütuf gibi sunuluyor.

Ve sonra—
en derinine, en görünmeyene:

İradene çöküyor.

Sesine, sözüne,
“ben buradayım” deyişine.
İnsanı insan yapan o ince çizgiye,
karar verme hakkına,
yanılma özgürlüğüne bile.

Düşüncene çöküyor—
kelimeler seçiliyor,
cümleler tartılıyor,
susmak bir alışkanlığa dönüşüyor.

Zamanına çöküyor—
gelecek erteleniyor,
umut beklemeye alınıyor,
gençlik sabırla oyalanıyor.

Ve en kötüsü—
alıştırıyor.

Yavaş yavaş,
fark ettirmeden,
itiraz etmeyi unutturacak kadar sessiz,
kabullenmeyi öğretecek kadar ısrarcı.

Biz ise
bu karanlığın içinde
birbirimizin sesini arıyoruz—

“Buradayım” diyen birini,
“Unutmadım” diyen birini,
“Bu böyle gitmez” diyen birini.

Çünkü biliyoruz—
her şeyin üstüne çöken bu ağırlık,
ancak birlikte kaldırılır.

Ve bir gün—
aynı toprakta, aynı gökyüzünün altında,
yeniden kendi sesimizle konuşacağız.

O gün geldiğinde
çöken ne varsa
yerini hatırlayacak,

ve biz
yeniden kendimize döneceğiz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI