HALKWEBYazarlarCHP Nereye Koşuyor?

CHP Nereye Koşuyor?

0:00 0:00

CHP’nin Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in, toplumsal muhalefetin olgunlaşması ve sosyal yaşamdaki sorunları iktidara karşı tanımlayıp siyasetin politik gücünü yükseltmesi, partisi için iktidar yolculuğunu kendi siyasi çizgisine göre şekillendirmesi çok doğaldır. Ülkedeki taciz, tecavüz, uyuşturucu, tarikatların siyasi iktidarın olanaklarından yararlanıp Ortadoğu’daki İslam-Terör örgütlerinin ülke genelinde güce dönüşmelerini eleştirmek de doğal olabilir.

Ülkedeki Turancı-Türk faşizminin yarattığı ırkçı ve faşist çıkışların toplumu rahatsız eden uygulamalarının, toplumda tedavisi zor yaralara sebep teşkil etmesine doğrudan olmasa da dolaylı vurgu yapması doğaldır. İslam-Terör örgütleri IŞİD, Hamas, Taliban, HTŞ’ yi destekleyen Tarikatların ve Turancı-Türk faşizmiyle ittifak halindeki Siyasal-İslamın ortak koalisyonunun, toplumu ve sosyal yaşamı tehdit eden davranışlarından şikâyetçi olması politik bir çıkış olabilir.

Peki, 1921 Anayasası’nın hemen arkasında, “E. İmamoğlu’nun torunuyum” dediği Topal Osman ve birçok eşkıya grubuyla Koçgiri Katliamı’na ne diyecek? Aleviler ve Kürtler “sorunumuz var” dedikçe, “biz o sorunları tanırız” diyen Özgür Özel, 1924 Anayasası öncesi İzmir İktisat Kongresi’ndeki Alman mandacılığı kararına, Kürt halkının inkarı olan Şark Islahat Planı’na ne diyecek? Dersim Katliamı ve yakın tarihte Malatya, Maraş, Sivas, Çorum, Madımak, Gazi, Gezi katliamlarıyla Kızılbaş-Alevilerin soykırımına doğru atılan inkar ve imha projesinde partisi için bir söylemi olacak mı acaba?

Partisine transfer ettiği birçok faşist ve kafatasçıyı temsil eden, Cemal Enginyurt, Ümit Dikbayır, Hacı soytarısı Tanju Özcan’ın zırvalarıyla foseptik çukuru gibi fışkıran, Kürt Halk düşmanı söylemlerine sessiz kalmak doğru mu? Koçgiri’de, Dersim’de hamile kadınların karnındaki bebeleri süngü uçlarına takanlar, Kadınlarına, Kızlarına Tecavüz edip denasını değiştirin emrini verenlere karşı, Elele tutuşup düşmanın eli bize dokunmasın diye kendilerini Munzurun merhametine teslim eden Dersimin genç kızları, Maraş’ta kaynayan su kazanlarına bebeleri atarak haşlatıp katleden bu faşistlerin dün savundukları ideolojileri değil miydi? Ne çabuk bu faşist güruh demokrat oldu. Ama başkalarını “bebek katili” diye hedef göstermek kolay tabii. Oysa bugünün eksik uygulamalarının köklerinin, Cumhuriyet’in kuruluşuyla eklenerek günümüze taşınan olgularda olduğunu görmeden sadece günü eleştirmek tek başına yeterli olmayacaktır.

Ayrıca, tabanında birçok yerel yöneticinin ve partisinin içinde Demokrasi güçlerine ve Kürt halkı düşmanlığı varken, Özgür Özel’in “Kürtler sorunumuz var, biz o soruna sahip çıkarız” demesi ne kadar samimi? CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in politik angajman olarak tayin ettiği söylemlerini önce partisinin siyasetine adapte etmesi lazım. Sonra yerel örgütlenmelerde söylemlerini pekiştirip yerel yönetimlerdeki halk düşmanı zırvalıkları susturarak partisini yönetme tarzını yakalayıp, ülke sorunlarıyla bütünleşmeli. Sadece kulağa hoş gelen güzel sözler söyleyip günü geçiştirmekle olurmu? Sonuçta oylarını aldığı ezilen, haklı ve mazlum halkların desteğini katmerleşmiş Turancı-Türk faşist partiler ve şahsiyetlerle pazarlıkla heba etmek, o ülkedeki sorunları politik sahada savunmanın ciddiyetiyle bağdaşmaz.

Özgür Özel’in Filistin sorunu ve zaman zaman sosyal sorunları politize etmesi bir yana, Demokrasi güçlerine, Kızılbaş-Alevilere, Kürt halkına düşmanlık yapan il-ilçe yönetimlerinde bariz şekilde görülen tabanının davranışları ve içindeki yerel yöneticiler ile faşist vekillerine hakim olamayan Özgür Özel’in, idam sehpasında “Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği”ni haykıran Deniz Gezmiş bizimdir söylemi hiç samimi değil. Deniz ve yoldaşlarının idamında CHP’li vekiller oy vermeseydi o idam kararı meclisten çıkmazdı. Peki çok övülen Karaoğlan, Malatya, Maraş, Sivas, Çorum katliamlarında iktidar değil miydi? Ne yaptı? Ama Hayata Dönüş Operasyonu’nda zindanlarda 28 Devrimci-Sosyalistin katledilmesine imza atmayı başardı değil mi? Mitinglerde sosyalistlerin slogan atmasına karşı “Bunlar sarı solcu” diyen de yine aynı zattı. Deniz Gezmiş’in ismi direnen Devrimci-Sosyalistlere aittir; düzen içi reformistler kendi işlerini yapsınlar.

71 ve 80 Cuntalarının eseri olmakla birlikte, CHP’nin D. Baykal süreci, kendi başına bambaşka bir süreçdir. Ana-Yol, Ana-Sol İktidarından sonra Erdoğan-Gülen faşizmini ülkede etkinlkeştiren ve Onüç yıllık K. Kılıçdaroğlu iktidarıyla bir bütün iktidarın günümüze kadar devamını sağlayan bir çığırın mimarı D. Baykaldır. Bu süreç 2015 seçimlerindeki AKP’nin yenilgisi ve Kırk gün süren Davutoğlu ile İstikşafi görüşmeler ve devamında Altılı masanın politikalarıyla, Devletin Ortadoğuya yönelik bir iktidar ihtiyacına cevap olan bir süreçtir. En son hokkabazlık yaparak Erdoğan-Gülen faşizmine satın alınan H. Ufuk Çakır gibilerin, sürü halinde toplandığı kişilerden siyaset yapılırsa doğal sonuçta bu olur. Çünkü Ortadoğu ve Üçüncü dünya ülkelerinde sandık ve seçim belirleyici değil. Belirleyici olan tek kurum, YSK dır. Yani Devletin ihtiyacı olan iktidar biçimini bu yolla belirler. Peki Özgür bey bu yolu aşabildimi, Aştıysa, hangi yöntemlerle iktidar olacak?

YAZARIN DİĞER YAZILARI