Canının derdinde olanlarla paranın derdinde olanlar…

Canının derdinde olanlarla paranın derdinde olanlar…

AKP’giller; Coronavirüsün faturasını işçi ve emekçileri çıkartıyor. 

Aralık 2019’dan itibaren Çin’de görülen Coronavirüse karşı hiçbir tedbir almadılar. 12 Mart’tan itibaren birden seri “önlemler” almaya başladılar. 

İlk elden okullar tatil edildi.

Tiyatrolar, sinemalar, kahvehaneler, birahaneler, internet cafeler, çay bahçeleri, dernek lokalleri, hamamlar, yüzme havuzları bile kapatıldı. Düğün, nişan, konser gibi etkinlikler de yasaklandı. 

Adliyelerde faaliyetlere ara verildi, duruşmalar kendiliğinden ertelenmekte. İcra takipleri ve hacizler durduruldu.

Kamu çalışanları idari izinli sayıldı.

“Evde kal, sağlıklı kal” parolasıyla polis ve zabıta ekipleri sokaklarda anonslar yaparak, “zorunlu olmadıkça sokağa çıkılmaması” için halkı uyarmaktalar. 

Giderek 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olan insanlarımız için sokağa çıkma yasağı getirildi. Bu yaş grubundaki insanlarımız belediye otobüslerine bile alınmadığı gibi sokağa çıkanlara bir de Kabahatler Yasasına göre fahiş cezalar kesilmekte.

Görünürde bu kadar “ciddi” önlemlerin alındığı ortamda çalışma yaşamında ise tam bir keyfilik hâkim. Bankaların, Marketlerin bile çalışma saatlerine ve buralara aynı anda kaç kişinin alınacağına karar veren devletin, başta fabrikalar olmak üzere, hizmet üreten işyerleriyle ilgili bir düzenlemesi ya da bir kararı yok. 

Sokağa çıkma yasağı kapsamındaki işçiler işten atılırım korkusuyla işe gitmek isterken, bazı işverenler de “virüsü fırsata çevirmiş” durumda. Bazıları işçi çıkartmakta.

Hele hele inşaat sektöründeki, işçiler sanki dağ başında kurdun kuşun elinde tutsak gibiler, bütün faaliyet aynen devam ediyor. 

Bizzat devletin Valiliği Müftülük inşaatında hiçbir işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemi almadan işçileri çalıştırmaktan geri durmuyor. Mahallelerde 8-10 katlı binalarda aynı şekilde işçiler çalışmaya deva ediyorlar. 

Bu insanların sağlıklı kalmaya hakları yok mu peki?

Bu satırları yazarken, (babası kadim dostlarımdan olan) Kemalpaşa’daki bir işyerinde muhasebeci olarak çalışan ve hamile olan kadın bir işçi aradı. İşyeri doktoru, ilan edilen risk grubunda olduğundan kendisine idari izin verilmesi gerektiğini bildirmiş. Bu durumu işverene iletmiş ama işveren işyeri doktorunun bu tespitine kulak asmayıp, işçiyi işten ayrılmaya zorlamaktaymış. 

İşyeri doktoru ise işverenle yapılan görüşmede işçiye e-posta yoluyla bildirdiği bu tespitinin arkasında durmamış, inkârdan gelmiş. Kaldı ki, hamileliğin inkâr edilecek bir durumu da yok. Bu arada işyeri hekimlerine de Hipokrat Yemini ve meslek etiğinin işverenden alacakları üç-beş kuruştan daha önemli olduğunu düşünmelerini hatırlatmak istiyoruz. 

Patronlar için hamilelik bile işçiye ücretli izin vermek için yeterli neden sayılmıyor. Yani Parababaları ve Ortaçağcı Tefeci-Bezirgânlar; işçi sınıfımızı yük hayvanı yerine koyuyor. 

Aslında bu keyfilikler hayvana bile reva görülemez.

Bakın, PTT işkolunda, kargolarda işler durdurulmadı.

Halkımız, sözde sosyal izolasyona uyuyor, ama internetten alışverişi de kesmiyor. 

Oysa evlerimize gelen kargoların size gelene kadar kimlerin elinden, nerelerden geçiyor bir bilseniz. O ürünlere şoföründen ayrımcısına, dağıtıcısından teslimcisine kadar onca insanın eli değiyor. Hele yurtdışı alışverişlerde bu riskler ona yirmiye katlanıyor. 

Unutmayalım ki; o alışveriş yaptığınız ürünleri size kadar getirenlerin de bir ailesi, çoluk çocukları, sorumlu oldukları insanlar var. Belli bir süre internet alışverişini yapmazsanız ölmezsiniz. Ama böyle giderse yakında Kargo çalışanlarının ölüm haberlerini alacağız. 

Lütfen duyarlı olalım. 

Öte yandan Araç Muayene İstasyonlarında yetkili sendika Nakliyat-İş’in; salgın nedeniyle istasyonların kapatılsın ve “Tüvtürk Araç Muayene çalışanlarına ücretli izin verilsin! Muayene tarihi geçenlerin süresi uzatılsın!” talebiyle Ulaştırma Bakanlığına yaptığı başvuruya bir haftadır yanıt verilmiyor.

Sendika üyeleri, her akşam saat 18:30’da “#KoronaAraçMuayeneKapatılsın” talepli sosyal medya eylemi yapıyorlar.

Bir de okulların tatil edilmesiyle bir anda işsiz kalan 80 bin civarında ücretli öğretmenimiz var ki onların durumu da içler acısı. 

Gelin bu emekçi öğretmenlerimizin durumunu da Halkçı Kamu Emekçilerinin kaleminden okuyalım:

…. 16 Mart 2020 tarihi itibariyle tüm okullar tatil edildi.

“Tabii bu kararı alırken, para tanrısına tapan, vicdani ve ahlaki hiçbir değer taşımayan AKP’gillerin, ücretli öğretmenlerin ne olacağı umurlarında  bile olmadı.  

“Yıllardır gerçekleştirdikleri uygulamalarla köleliğe mahkum ettikleri, aynı işi yapmalarına rağmen kadrolu bir öğretmenin maaşının en fazla üçte birini alan, yani ek ders karşılığı çalışan ücretli öğretmenleri göz göre göre ne kadar süreceği belirsiz bir zaman diliminde açlığa mahkum ettiler.

“Seksen bin kişi ve onların ailelerinden bahsediyoruz. Zaten yıllarca güvencesiz, geleceksiz çalışmaya mahkum edilen eğitim emekçilerine bu yapılan zulüm değil de nedir? Bir de çıkmış satılık medya kanallarınızda, insanlarımızla alay eder gibi korunmak için bağışıklık sistemini güçlendirmekten, ne yiyip ne içmeleri gerektiğinden dem vuruyorsunuz sabah akşam. Bu öğretmenlerimiz, sorumlu oldukları aileleri ne yiyip ne içecekler? Taş mı kaynatacaklar?!

“Olması gereken kısa vadede yani bu süreçte öğretmenlerimizin ücret kaybına uğramamaları, sonrasında da tüm eğitim emekçilerinin kadrolu ve güvenceli olarak atamalarının yapılmasıdır. Ataması yapılmayan onlarca arkadaşımızın intihara sürüklendiği, hayallerinin, yaşamlarının ellerinden alındığı bir ülkede, bu konuda AKP’gillerden bir adım beklemek, ölü gözünden yaş beklemek olurdu kuşkusuz.”

Son söz olarak; madem “evde kal”ıp “sağlıklı kal”acağız, o zaman işçileri-emekçileri ve onların zorunlu giderlerini de düşüneceğiz. 

Dünya çapında bir salgının faturasını emekçilere yüklemeyeceğiz. 

Lafa gelince bir de “aynı gemideyiz” dersiniz.

Hayır, aynı gemide falan değiliz. 

Bir dostumuzun paylaşımıyla söylersek; “Şu anda ülke ikiye bölünmüş durumda. Bir tarafta paranın (ve iktidarının) diğer tarafta canının derdinde olanlar var.”

Gerisi lafı güzaf… 

 

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

207,731BeğenenlerBeğen
7,865TakipçilerTakip Et