Pazar / 20 Eylül 2020

Can Ataklı’dan 15 Temmuz yazısı: “Kontrollü darbe..”

"İşte iktidarı telaşlandıran budur. Darbenin önceden duyulduğu ve aslında gerekli önlemlerin de alındığı gerçeğini bizzat Genelkurmay Başkanı verdiği ifadenin satır aralarında belirtiliyor."

205,734BeğenenlerBeğen
8,577TakipçilerTakip Et

Sözcü yazarı Can Ataklı bugünkü yazısında “kontrollü darbe” tartışmalarını yazdı.

İşte Ataklı’nın “Kimse ‘darbeyi FETÖ’cüler yapmadı’ diyemez” başlıklı yazısı:

Başta CHP olmak üzere bazı çevrelerde çok dillendirilen “kontrollü darbe” tanımı üzerinde çok fazla spekülasyon var.
İktidar ve yandaşları “kontrollü darbe” sözünü “FETÖ’cülerin ekmeğine yağ sürmek” olarak niteliyor ve bu tezi savunanları bir anlamda “darbeci, terörist, hain” sınıfına sokmaya çalışıyor.

Arkasındaki büyük medya desteği sayesinde “kontrollü darbe” denmesi halinde FETÖ’nün aklanmaya çalışıldığını düşünenlerin sayısı da hayli fazla. Son derece aklı başında isimlerin bile “bu darbe FETÖ’nün işidir, kimse
kontrollü darbe demesin” dediğini duyuyorum. O halde bazı “kesin” saptamalar yapmak gerek.

Birincisi; darbeye kalkışan, katılan, en önemlisi halka ateş açma emri verenlerin neredeyse tamamı cemaat mensuplarıdır.

İkincisi; bu dinci faşist darbe kalkışması iktidara çok yaramıştır. Nitekim Erdoğan bile darbe gecesi “Bu bize Allah’ın bir lütfu” cümlesini ağzından kaçırmıştır.

Üçüncüsü; sonuçta bir gerçek olan darbe bahanesiyle önce cemaatçilerden kurtulan iktidar gücünü daha artırmak için oklarını muhalefete çevirmiş ve kafaları iyice karıştırmıştır.

Şurası bir gerçek ki, kimse bu darbeyi FETÖ’cülerin yapmadığını söyleyemez. Ama aynı şekilde “bu darbe kontrollü darbedir” demek de darbeden cemaatçileri kurtarmak anlamına gelmez.

İlk günden bu yana savunduğum, daha sonra maddi olarak da ortaya çıkan gerçeğe göre cemaatçiler darbeye hazırlık yapmışlar, oluşturdukları ortam sayesinde bu darbenin başarıya ulaşacağına inanmışlar, hatta muhtemelen
cemaatçi olmayan bazı askerlerden de destek görmüşlerdir.

Burada “ince nokta” şu; iktidar kanadı darbe hazırlığını önceden fark etmiş, 15 Temmuz akşamı düğmeye basılacağını da öğrenmiş, ama sorunu kaynağında ve anında kurutmak yerine, darbecilerin sahaya çıkmasına göz
yumarak daha sonra bastırmış ve kamuoyundan ciddi puan kazanmıştır. Ne var ki, o gece maalesef 249 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

İşte iktidarı telaşlandıran budur. Darbenin önceden duyulduğu ve aslında gerekli önlemlerin de alındığı gerçeğini bizzat Genelkurmay Başkanı verdiği ifadenin satır aralarında belirtiliyor.

“O halde bu kadar insanımızı neden kaybettik” sorusu iktidarı hem vicdanen hem de maddi olarak ağır yük altına sokmaktadır.

Bu durumda iktidarın elinde daha da sertleşmek, cemaatin gücünün eksilmediğini tam tersine her an yeni bir darbe yapabilecek potansiyelde göstermek, darbe gecesinin karanlık noktalarının üzerindeki sır perdesini
daha da kalınlaştırmak ve “kontrollü darbe” tanımını “hainlikle” suçlamaktan başka çare kalmamaktadır.
Bu olumsuzluklara rağmen o gece ile ilgili tüm gerçeklerin ortaya çıkarılması için herkes inatçı ve takipçi olmak zorundadır.

En çok okunanlar

Gündem

Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdiği idam cezasına ilişkin 81 sayfalık rapor hazırlandı

Raporda Atatürk’e suikast girişiminde bulunanlara verilen idam kararına yer verildi

İYİ Partili Çıray “Korona vakalarındaki artış gizleniyor”

Vaka sayılarını düşük tutmak için Covid-19 testi pozitif çıkan vatandaşla aynı evi paylaşanlara test yapılmadığını söyleyen İYİ Partili Aytun Çıray, "Artış kamuoyundan gizleniyor. Hastalar ilaç bulmakta zorlanıyor" dedi.

Yeni Akit’e Meryem Uzerli soruşturması, savunma haberden de beter: ”Siz doğru olanı yapmışsınız” diyeceğine, soruşturma açmışlar…”

Yeni Akit Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, Meryem Uzerli ile ilgili haber nedeniyle Basın Konseyi’nin soruşturma başlattığını yazarken haberi savunmaya devam etti.

Meral Akşener: ‘Burası aile şirketin değil’

Meral Akşener İYİ Parti'nin 2. Olağan Kurultayı'nda açıklamalarda bulundu.

Cübbeli’den ‘iç savaş’ uyarısı: 150 derneğin isimlerini vermeye hazırım

“Cübbeli Ahmet” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü “dernekler, cemaatler silahlanıyor” diyerek ‘iç savaş’ uyarısı yapmıştı. Savcıların kendisini çağırmasını bekleyen Ünlü, “Savcılar beni çağırırsa silahlanan 150 derneğin ismini vermeye hazırım” dedi.