HALKWEBYazarlarBİR ÜLKE AYNI DUVARA KAÇ DEFA ÇARPABİLİR?

BİR ÜLKE AYNI DUVARA KAÇ DEFA ÇARPABİLİR?

Ekonomi sıkışmış.

Hayat pahalı. Vatandaş geçinemiyor.

İktidar oy kaybediyor ama hala güçlü. Siyasette yeni arayışlar var.

Tanıdık geliyor değil mi?

Yıl 1958.

Demokrat Parti sekiz yıldır iktidarda. İlk yılların bolluğu geride kalmış. Enflasyon yükseliyor, döviz bulunamıyor, borçlar birikiyor.

4 Ağustos 1958 kararları geliyor.

Devalüasyon yapılıyor. Dışarıdan para bulunuyor. Türkiye biraz nefes alıyor.

Ama bizi o paraya muhtaç eden yapı pek değişmiyor.

Üretmek için makine, enerji, ara malı gerekiyor. Bunların önemli bölümünü dışarıdan alıyoruz. İhracat yetmeyince borçlanıyoruz.

Döviz varsa çark dönüyor.

Yoksa sıkıntı başlıyor.

1958’den sonra krizler bitmiyor.

1970’lerin petrol ve döviz darboğazı, 1994, 2001, 2008, 2018…

Hepsinin nedeni aynı değil. Ama hepsinde karşımıza çıkan bir kırılganlık var.

Türkiye üretirken dışarıdan aldığı enerjiye, teknolojiye ve girdilere, büyürken de dışarıdan gelecek paraya fazlasıyla bağımlı.

Dışarıda işler bozulduğunda içeride ateşimiz yükseliyor.

Sonra petrolü, savaşları, coğrafyayı, dış güçleri konuşuyoruz.

Hepsinin payı var.

Ama 68 yıldır benzer sıkıntıları yaşıyorsak mesele yalnız dışarısı olamaz.

1958’in bugünü düşündüren tarafı da burada.

Ekonomi sıkışırken siyaset de sıkışıyor.

Demokrat Parti oy kaybediyor. Vatan Cephesi kuruluyor. Muhalefette Güç Birliği arayışları başlıyor.

Sonraki yıllarda da benzerini gördük.

1994’ten sonra merkez partiler zayıfladı. 2001 krizi siyasi düzeni neredeyse sil baştan kurdu.

Şimdi 2026’dayız.

Yine geçim sıkıntısını konuşuyoruz. Yine iktidarın oylarını, muhalefetin durumunu, yeni partileri ve ittifakları tartışıyoruz.

Kim gidecek?

Kim gelecek?

Kim kiminle yan yana duracak?

Elbette önemli.

Ama asıl soru başka.

Kim gelirse gelsin, beş yıl sonra yine dövizi, enflasyonu, dış kaynağı ve yeni bir kemer sıkma programını mı konuşacağız?

Çünkü Türkiye’nin asıl sorunu yalnız kriz yaşaması değil.

İyi yılları, bir sonraki krize daha dayanıklı bir ülke kurmak için kullanamaması.

İktidarlar değişiyor. Programların adı değişiyor. Reçeteler değişiyor.

Ama üretirken dışarıya, büyürken dışarıdan gelecek paraya bu kadar bağımlı kaldığımız sürece duvar yerinde duruyor.

Coğrafyayı değiştiremeyiz.

Ama 68 yıldır aynı duvara çarpıyorsak, artık suçu duvara atamayız.

YAZARIN DİĞER YAZILARI