Bir kimlik arayışı: “Eski Müslüman”, eşcinsel ve ateist, liberal FDP’ye katılırsa…

Çağın kutuplaşma hastalığına yakalanan Almanya’da kimlik bunalımı yaşanıyor. Alman siyasi arenasında bütün “kıpırdamaz” denilen taşlar yerinden oynuyor. Ara çözümlerle bu nefret ve birbirine düşmanlık sona erecek gibi de görünmüyor. Ali Utlu olayı böyle bir örnek mi?

Federal Almanya’nın “marjinal” karakterlerinden Türkiye kökenli Ali Utlu, Hür Demokrat Parti’ye (FDP) katılmış. Bunu gerekçelendiriyor.

Utlu, Alman siyaset sahnesindeki kutuplaşmaya da işaret ederek ağır hatalarına rağmen FDP’nin tek “umut ışığı”  olduğunu ve bu nedenle liberallerle birlikte yürüme kararı aldığını dile getiriyor.

“POLİTİKA SOSYAL MEDYANIN ESİRİ OLDU”

Almanya’nın muhafazakar sağ eğilimli Die Welt gazetesinde, Ali Utlu FDP’ye geçişini şöyle anlatıyor:

“İklim koruyucular, sağ popülistler, İslamcı propaganda yapanlar veya şiddet yanlısı Antifa’nın da olduğu, aklın bir kenara itildiği, politikacıları Twitter’ın yönlendirdiği gürültülü zamanlarda yaşıyoruz.

Siyaset artık uzun vadeli politikalar üretmek yerine dijital ‘elit’ öfkeyi sakinleştirmeye hizmet ediyor. Politika, her gün yeni bir gündem yaratma hevesinde koşan ‘sosyal medya’nın esiri olmuş durumda…

Siyasette eksikliğini hissettiğim şey ise hümanizm ve liberalizm, benim ve gelecek nesillerin de gelecekte refahını koruyacak akıllıca eylemler…

Siyasi partiler artık, güvenliğe ve sosyal adalete susayan benim gibi birçok insanın bu özlemini gideremiyorlar. Toplum kutuplaşmış durumda, sadece ayrıştıranları görebiliyorsunuz: Yaklaşan kıyamet gününü vaaz eden Yeşiller’i, artık işlevini yitirmiş değerlere bağlı olan CDU’yu, başarısızlığa uğramış sosyalizme tutunan Sol Parti’yi, işçiler onları terk edene kadar menajerlere yapışan SPD’yi ve her fırsatta göçmenleri ve muhalifleri her şeyin sorumlusu ilan eden ve Drittes Reich faillerinin ruhunu taşıyan AfD’yi.”

“DEVLETE KARŞI ÖZEL YAŞANTININ DOKUNULMAZLIĞI”

Daha önce Korsanlar Partisi’nde yer alan Ali Utlu, hür demokratlara katılma nedenini sıraladığı yazısında, devlete karşı bireylerin özel yaşantılarının dokunulmazlığının kendisi için önem taşıdığına ve FDP’nin tam da bu konuda vatandaşların yanında yer aldığına işaret ediyor.

O zaman, “Neden FDP olmasın”a devam etmeden, Berlin’de ağır şekilde hissedilen  Almanya’daki siyaset depremine bir dönüp bakmak gerekiyor.

HİTLER ANIMSATMASI

Faşizan politikaların iyice belirginleştiği sağ popülist AfD’nin Sol Parti’yi devirmek için desteklediği Hür Demokrat Parti’nin (FDP) adayı Thomas Kemmerich şubat ayı başındaki seçimlerde  Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili parlamenterlerin de omuz vermesiyle eyalet başbakanı seçilmişti. Oysa partisi FDP, barajı zar zor aşmıştı. Kemmerich’in “seçim zaferi” Berlin’de hükümetin çatırdamasına neden olurken, CDU’lu Başbakan Angela Merkel ve FDP lideri Christian Lindner çağrıda bulununca Kemmerich istifa etmişti. Kemmerich’in, CDU ve AfD’nin oylarıyla eyalet başbakanı seçilmesine o günlerde seçimlerden en güçlü parti olarak çıkan ve bir azınlık hükümeti kurulması beklenen Sol Parti’nin adayı Bodo Ramelow zehir zemberek bir paylaşımla tepki vermişti. Ramelow, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “90 yıl önce Adolf Hitler’in Nazi partisinin ilk olarak Thüringen eyaletinde seçilip Almanya Parlamentosu’na girdiğini” anımsatmıştı.

Thüringen’de yaşananlar, II. Dünya Savaşı sonrasında Alman siyasi partiler arasındaki  “radikal sağdan uzak durma” yönündeki görüş birliğinin de  darbe alması olarak algılandı.

YENİ SİYASET SAHNESİNİN BAŞAKTÖRÜ AfD Mİ OLACAK?

Diğer taraftan ırkçı, İslam karşıtı, yabancı ve mülteci düşmanı söylemleriyle de sık sık siyasi arenada yer alan Almanya’nın en güçlü muhalefet partisi, sağ popülist AfD’ye gelince…

Thüringen’deki seçim skandalının başaktörü AfD’nin yeni siyasi sahnede çok daha güçlü varlık göstermesi artık oldukça mümkün. Şimdilik, Almanya Federal Meclisi’nde 89, eyalet parlamentolarında ise 256 milletvekili bulunuyor.

LASCHET VE MERZ UZLAŞMAZSA…

Sağ eğilimli Münchner Merkur gazetesinin AfD hakkındaki öngörüsü de zaten bu yönde.   Hıristiyan Birlik partilerinin (CDU ve CSU) Annegret Kramp-Karrenbauer’in CDU genel başkanlığından istifası sonrası yaşanan krizden çıkamaması halinde, Almanya’da yeni kitle partilerinin AfD ve Yeşiller olacağını öngörüyor:

“Şimdi sırada en küçük parti birimlerine kadar yayılacak bir gerilla savaşı var, tabii eğer iki kanadın önderleri Armin Laschet ve Friedrich Merz aralarında bir anlaşmaya varmazlarsa. Markus Söder merkez seçmeni yeniden toplayan bir uzlaşı adayı olabilir. Ancak bu isim üzerinde anlaşmak CDU’nun her iki güçlü adamının egolarına aşılamaz bir ket vurabilir. Hayır, bu takvim işlemez. Eğer Hıristiyan Birlik partileri bunu izleyecek olursa, Almanya yazın Yeşiller ve AfD olmak üzere iki yeni kitle partisiyle karşı karşıya kalabilir.”

“TEK UMUT IŞIĞI” GERÇEKTEN DE FDP OLABİLİR Mİ?

Hür demokratlar bu kehanetin bozulmasında gerçekten önemli bir rol oynayabilirler mi? Aynı zamanda “Eski-Müslümanlar Merkez Konseyi” üyesi de olan 48 yaşındaki  Ali Utlu, FDP’yi tek umut ışığı gördüğü yazısında başka seçenek olmadığını öne sürüyor:

“Thüringen’den sonra, FDP haksız bir şekilde şeytanlaştırıldı, tüm partinin sağa kaydığı iddia edildi. Hakaret edildi, tehdit edildi ve FDP’li politikacılar saldırıya uğradı. Bu artık bir eleştiri değil, olay nefrete dönüştü. Tam da bu FDP’ye esas şimdi üye olmanın ne kadar önemli olduğunu bana gösterdi. Özellikle aşırı sağcılığa ve antisemitizme karşı sürekli olarak mücadele verenleri terk etmemek için… FDP, barış ve refah içinde birlikte yaşamak için birçok kültürü bünyesinde birleştiren bir partidir. İşte tam da bu nedenle dinozorlar  ve yabancı düşmanlarına karşı FDP’ye girmek önemli bir işarettir. İçinde bulunduğumuz zamanlarda siyasetin akla ihtiyacı var. Eski bir Müslüman, ateist, göçmen ve dini eleştirmen olarak FDP’den başka benim için bir alternatifi yok. Siyaseti şekillendirmek sadece bir Twitter profilinden daha fazla cesaret gerektirir. Şimdi ise her zamankinden daha fazla!”

Çağın kutuplaşma hastalığına yakalanan Almanya kimlik bunalımı yaşıyor.

Alman siyasi arenasında taşlar yerinden oynuyor. Ara çözümlerle bu nefret ve birbirine düşmanlık sona erecek gibi de görünmüyor. Türkiye’de olduğu gibi iş yine halka düşüyor. Ortalığı derleyip toplayacak, toplumun her kesimden katılımın olduğu sağduyu ve hoşgörü eşliğinde güçlü bir örgütlülük içinde şekil almış, bir sivil harekete acil ihtiyaç var.

IŞIN TOYMAZ – STUTTGART

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

208,787BeğenenlerBeğen
7,603TakipçilerTakip Et