Bir günün cumhuriyetçisi mi, bugünün cumhuriyetçisi mi?

208,673BeğenenlerBeğen
7,632TakipçilerTakip Et

Şimdi herkes Cumhuriyetçi. Dün bayramdı ya; klip çekenler, ekranlarda reklam döndürenler. Senede bir gün Cumhuriyetçilik yapılabilir. Yapıyorlar da.

Öte yandan geçmiş yıllara göre Cumhuriyetçi duyarlılığın artması, Cumhuriyet etrafında yeni bir uzlaşma örülmesi için çabaların yoğunlaşması bunda etkilidir. Rüzgârın estiği yere işarettir. Demek ki Cumhuriyet kutlaması yaptıran iklime bakmak kıymetlidir. Ama sonuçta “Bir Gün Cumhuriyetçiliği”dir. Mesele, 30 Ekim’de de Cumhuriyetçi olabilmektir.

Öyleyse dikkat! “Bir Gün Cumhuriyetçiliği”ndeki sorun 29 Ekim’de bayram kutlamak değildir, hepimiz kutluyoruz. Sorun sadece 29 Ekim’de Cumhuriyetçiliği hatırlamak ya da Cumhuriyeti 29 Ekim’e sıkıştırıp diğer günlerde rejimin nasıl dönüştürüldüğünü saklamaktır. 364 gün kaderini Saray’a bağlayanların senede bir gün Cumhuriyet kutlayan kısmı, bunu Cumhuriyetçi kitleleri efsunlamak için yapar. Onları anlıyoruz. Ama bununla sınırlı değildir “Bir Gün Cumhuriyetçilik” tutumu. Elini taşın altına koymayan, bulunduğu yer neresiyse orayı dönüştürmek için mücadeleye atılmayan ya da sadece şikâyet eden olmaktır aynı zamanda “Bir Gün Cumhuriyetçiliği”. Değiştirilmesi gereken, işte bu tutumdur.

Cumhuriyet nedir? Askeri kurtuluşumuzu siyasal kuruluşla taçlandıran devrimlerin toplamıdır. Hedefleri nelerdir? Kişi devletinden milletin devletine geçiştir. Egemenliğin Saray’dan Meclis’e, millete aktarılmasıdır. Çağdaşlaşmadır; kadının haklarıyla varlığıdır.

İktidarın ayrıcalıklı bir zümreye, bir aileye ya da bir sınıfa ait olmasını engellemektir.

Cumhuriyet, “kimsesizlerin kimsesi” olabilmektir.

Öyleyse bugünün Cumhuriyetçisi, bu çizgilerin aşındığı yerden başlar mücadeleye. Hedeflidir.

Bugünün Cumhuriyetçisi, egemenliğin demokratik olarak kullanılması için mücadele eder. Rejimin Saray merkezli, denetimsiz niteliğine, kutuplaştırıcı karakterine karşı birleştirici olmak; memleketin idaresinde Meclis’i ve halkı etkin kılmak için uğraşır.

Bugünün Cumhuriyetçisi, satılan fabrikalarıyla, özelleştirilen kurumlarıyla, üzerinde boş inşaatlar yükselen tarlalarıyla, üretimden koparılmış bir memleketi yeniden üretken ve bağımsız bir ekonomi programına kavuşturmak için mücadele eder.

Bugünün Cumhuriyetçisi, tarumar edilen eğitim sistemini yeniden ayağa kaldıracak çareler arar; geleceğin inşasına bugünden başlar. Eleştirel, okuyan, sorgulayan ve merak eden kuşaklar için çabalar. Gücünü geçmişten alır, ama yönünü geleceğe ayarlar.

Bugünün Cumhuriyetçisi, memleketin emperyalist devletler tarafından maruz bırakıldığı tehditler, hakaretler karşısında en geniş bağımsızlıkçı ve gerçek milli duruşu örgütler. Susmaz. Kurtuluşu Saray’da aramaz. Bugünün Cumhuriyetçisi, Türkiye’yi dış dünyada büyük güçler arasında sıkıştırmaz.

Bugünün Cumhuriyetçisi, işsiz gençler, borçlu milyonlar için Halkçı bir ekonomi modeli inşa eder. Krizin faturasının emekçi, emekli halk çoğunluğuna kesilmesine itiraz eder. Cumhuriyetçi, iş ve ekmek derdindeki milyonların hayatında Cumhuriyetin yaratacağı değişimin somut bağlantısını kurar; hayata ve halka dokunur. Sloganla iş görmez.

Bugünün Cumhuriyetçisi, dar bir gruba, partiye, cemaate ya da aileye mahsus hale getirilmiş ne kadar ayrıcalık varsa bunların kaldırılması ve milletin olanaklarının eşitlenmesi için mücadele eder.

Bugünün Cumhuriyetçisi, ayrışmış ve kutuplaşmış haldeki ülkenin mazlum çoğunluğunun çaresi ve sesi olmaya uğraşır. Ezilenin yanındadır. Yeniden, “kimsesizlerin kimsesi” olur.

Bugünün Cumhuriyetçisi, öldürülen, dövülen, ötelenen kadınlar için mücadele eder.

Bugünün Cumhuriyetçisi, Türkiye’nin kimlik, inanç ve düşünce bakımından sahip olduğu çeşitliliği bir tehdit olarak görmez; bu zenginliğin etrafında birliği pekiştirecek yeni, demokratik bir toplumsal sözleşmenin oluşturulması için çaba harcar. Barış içinde, terörsüz ve şiddetsiz, birlikte yaşam hakkını savunur.

Bugünün Cumhuriyetçisi, ilhamını büyük Cumhuriyet Devrimi mirasından alır. Siyasal bir kurtuluş iradesi ve gerçekçi bir düze çıkış reçetesi için, tıpkı Kurtuluş Savaşı ve Birinci Meclis’te olduğu gibi, milletin en geniş kesimiyle birlikte yol, yordam ve çözüm arar. “Ben bilirim” yerine, “biz buluruz” diyen anlayışı görünür kılar.

Bugünün Cumhuriyetçiliği, Mustafa Kemal gibi olmaktır. Kurtarıcı beklememek, eldeki en zor şartlarda bile ümitsizliğe düşmeden çareyi örgütlemektir.

Sahi, bir karar aşamasına gelmedik mi? Sadece Bir Gün Cumhuriyetçisi mi olacağız, Bugünün Cumhuriyetçisi mi?

Deniz Yıldırım

Not: Yazı ilk olarak Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanmıştır, Halkweb okurları için alıntılanmıştır. 

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Davutoğlu’ndan ‘gizli af’ eleştirisi: Rüşvet alan çıkacak, gazeteci yatacak! Bunu kamu vicdanı kabul eder mi?

Ahmet Davutoğlu, "İlke yok, gizli af var. Devlete karşı suçlarda değil, rüşvet, çete, yolsuzluk suçları için tahliye var. Bu yasada zimmet, gasp, rüşvet, irtikap affediliyor" ifadelerini kullandı.

CHP’li Turan Aydoğan “majestelerinin yargısı” deyip Sedat Peker’in firarını hatırlatınca AKP’liler kudurdu

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan Meclis kürsüsünde infaz paketine yönelik eleştiriler dile getirince AKP sıralarından tepkiler yükseldi. Yargı'daki hukuksuzlukları vurgulamak için "majestelerinin yargısı" ifadesini kullanan Aydoğan'a AKP'liler müdahale etmeye çalıştı. 

Koronavirüsten hayatını kaybedenlerin sayısı 908’e çıktı

Türkiye’deki koronavirüs verilerine ilişkin son sayılar açıklandı.

Yine göz boyuyorlar

Tacettin Çolak yazdı...
208,673BeğenenlerBeğen
7,632TakipçilerTakip Et