HALKWEBYazarlarBeşten Büyük, Trump'tan Küçük Dünya!

Beşten Büyük, Trump’tan Küçük Dünya!

Atakan Sönmez
Atakan Sönmez
İnsan... Çerkes... Gazeteci

"Diktatöryal bir yönetimi devirebilmek için dışarıdan yardım istemek meşru mudur değil midir?" diye anket yapanlar ile ABD'nin ülkesi Venezuela'yı işgal etmesi çağrısı yapan Nobel Ödüllü aparat María Corina Machado'nun gözüyle dünyaya bakanlar oldukça, dünya asla 5'ten büyük olmayacaktır.

0:00 0:00

Amerika Birleşik Devletleri ve başındaki Donald Trump denen haydutlaşmış isim, gözünü bir kez daha Latin Amerika’ya dikti.

Sözde uyuşturucu ile mücadele ederek Amerikan gençlerini korumak için bunu yapıyormuş..

Yersen!

Onu söyleyen Trump, uyuşturucu ile uyuşturularak zengin kodamanlara çocukları peşkeş çeken Eppstein’in yakın arkadaşı ve partilerinin değişmez müdavimiydi.

Meselenin uyuşturucu olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Dünyada uyuşturucudan elde edilen karar paranın yaklaşık yüzde 85’inin ABD’deki kumarhane ve finans sitemi ile dolaşıma dahil edildiğini sağır sultan bile biliyor.

Peki amaç Venezuela petrolü mü?

Tabii ki tek başına o da değil.

Trump denen kontrolsüz güç, iki dünya savaşı ile şekillendirilen dünya düzenini ABD lehine yeniden inşa etmek istiyor.

Bunu sadece Latin Amerika’da değil, Ortadoğu’dan Uzakdoğu’ya kadar dünyanın bütün bölgelerinde yapmak istiyor.

Durum bu ve şu anda ABD’nin karşısında duracak bir ‘askeri güç’ de maalesef ortada görünmüyor.

Zaten yaşanan sorun temelde buradan çıkıyor.

Çin, son yarım asır içinde uyguladığı devlet eliyle kapitalizm denebilecek bir modelle ekonomik anlamda ABD’yi aşan bir güce dönüştü. Ve bu ekonomik gücüyle eskiden ABD ve Batı’nın etki alanı altındaki coğrafyalarda yeni ittifaklar kuracak güce ulaştı.

İran’dan tutun Venezuela’ya, oradan Afrika’daki pek çok ülkeden Orta Asya’ya kadar Çin’in ekonomik ve diplomatik etki alanının giderek genişlediği gören ABD, bu genişleme karşısında ekonomik olarak duramayacağının farkında.

Ancak Çin, gelişen bu ekonomik etki alamnında askeri olarak bir genişleme içinde olmadığı için, kendisi ile ilişkilerini geliştiren ülkeleri ABD saldırganlığı karşısında çoğunlukla yalnız bırakıyor.

Trump’un Venezuela’daki darbesinden sonra da aynı tablo ortaya çıktı. Çin’in tavrı, Rusya ve Kolombiya ile birlikte BM Güvenlik Konseyi’ni olağanüstü toplantıya çağırmakla sınırlı kaldı.

Oysa BMGK gibi kurumların, ABD ve onun şımarık çocuğu İsrail karşısında işlevsiz olduğu daha önceki örneklerde defalarca kanıtlanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sık sık dile getirdiği “Dünya 5’ten büyüktür” sözü de, BMGK’nin veto hakkına sahip 5 daimi üyeli (ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Birleşik Krallık) yapısına yönelik bir eleştiriydi ve keisnlikle haklıydı.

Ancak haklı olmak ile güçlü olmak arasındaki teraziyi dengeleyecek olan ‘hukuk’ kavramı, ulusal bazda nasıl ki her zaman kantarın topuzunu ‘güç’ün tarafına kaydırıyorsa, Uluslar arası hukukta bu kat be kat daha fazla oluyor.

Yani, haydutluğa karşı Uluslar arası kurumların hukuk yoluyla sonuç alamayacakları bir dünya düzeninde gücün karşısına güçle çıkmak dışında bir seçenek kalmıyor?

Aksi halde dünya; bırakın 5’ten büyük olmayı, Trump gibi geçmişi şaiblerle dolu bir manyaktan bile daha küçük kalıyor.

Trump, 1975’te Venezuela’nın millileştirdiği petrolü hala ABD’nin mali sayıyor ve ‘Bizden çaldıkları petrolü geri alacağız’ diyor!

Hadsizliğe bakar mısınız?

Mehmet Ali Birand, Libya’da Kaddafi’nin devrildikten sonra linççi güruhun çirkin muameleleri dünya basınına servis edildikten sonra “Emperyalizm diye bir şey gerçekten varmış” diye yazmıştı.

Bunu yazdığında 60 yaşın üstünde ve yılların gazetecisiydi!

Bugün Maduro’nun New York sokaklarında kapısı açık bir araçla gezdirilip teşhir edildiği görüntülerden sonra da acaba birileri emperyalizmin gerçekten olduğuna ikna olmuş mudur!

“Diktatöryal bir yönetimi devirebilmek için dışarıdan yardım istemek meşru mudur değil midir?” diye anket yapanlar ile ABD’nin ülkesi Venezuela’yı işgal etmesi çağrısı yapan Nobel Ödüllü aparat María Corina Machado’nun gözüyle dünyaya bakanlar oldukça, dünya asla 5’ten büyük olmayacaktır.

Emperyalizmin ülkeleri ve halkları yoksullaştırarak kendisine teslim olmayan rejimleri teslim alamak için uyguladığı ekonomik yaptırımları görmeden ‘ama onlarda halklarını sefalete mahkum etti’ ezberini tekrarlayanlarla halkların özgür olduğu, kaynakların adil paylaşıldığı bir dünyayı kurmak pek mümkün değil.

O yüzden diyoruz; Emperyalizmle mücadele önce emperyalizm tarafından iğfal edilmiş zihinleri sağaltmakla başlayacak. İdeolojik hegomonya kırılmadan da ‘başka bir dünya mümkün’ diyen halkların ayağa kalkması mümkün olmayacak.

YAZARIN DİĞER YAZILARI