HALKWEBYazarlarAziz İhsan Aktaş’ın Arkadaşları ve Siyaset Etiği

Aziz İhsan Aktaş’ın Arkadaşları ve Siyaset Etiği

Gürsel Tekin’in mesajı nettir ve bu zaten olması gerekendir. Kamuoyunun beklediği de açık, şeffaf ve hesap verebilen bir düzendir.

0:00 0:00

İstanbul’da parti binası tartışmalarının gündemde olduğu günlerde Gürsel Tekin gazetecilere şöyle demişti:

“Biz Aziz İhsan Aktaş’ın arkadaşları değiliz.”

Bu, açık bir konum alma cümlesiydi. Söylenen şuydu: Bu ilişki ağının dışında kalıyoruz, bu tür temaslardan uzak duruyoruz.

Herkes neyin konuşulduğunu biliyor. Kimlerle görüşüldüğü de gizli değil.

Dosyada yalnız bir isim yok. Savcılık iddianamesi belediyelerle kurulan temasları, ihaleleri ve para trafiğini ortaya koyuyor. Yargılama sürüyor; masumiyet karinesi elbette geçerli. Ama yöneltilen suçlamalar ağır ve savcılık münferit olaylardan değil, sistematik bir ilişki ağından söz ediyor.

Bir gazeteci işte burada sormaya başlar. Kimlerle temas kuruldu, kimlerin işi hızlandırıldı, hangi kapılar açıldı?

Çünkü hiçbir düzen kendiliğinden bozulmaz. O kapıları açanlar vardır. Susanlar vardır. Görmezden gelenler vardır. Ve her suskunluk, bu hasta düzenin biraz daha kök salmasına izin verir.

Kamusal alanda gerçek nettir; Açılan her kapı kamunun kapısıdır; verilen her randevu kamunun randevusudur, yapılan her yönlendirme kamunun adına yapılır.

İşte burada siyasi etik ve sorumluluk başlar.

Siyasi etik, söylenen sözlerle değil yapılan işle anlaşılır. Tüm temaslar kayıtlı olmalı, herkes yaptığı işin hesabını verebilmeli, süreçler bağımsız denetime açık tutulmalıdır. İhalelerin hazırlanması ve yürütülmesi tam şeffaflıkla yapılmalı; kamu gücü kullanılarak kişisel menfaat sağlama, araya girme, iş hızlandırma ve ihaleye fesat karıştırma açık biçimde suç sayılmalıdır. Ciddi iddialar varsa yalnız yargıyı beklemek yetmez; yetki kullananlar görevden çekilmeyi de içeren siyasi sorumluluğu üstlenmelidirler.

Bu dosya yalnız mahkemelerde çözülmez. Siyaset, kurduğu ilişkileri ve iş yapma biçimini açıkça gözden geçirmek zorundadır. Temaslar kayıt altına alınmalı, ihaleler şeffaf yürütülmeli, mal varlıkları düzenli denetlenmeli; etik kurullar göstermelik olmamalıdır.

Çünkü demokrasi yalnız sandık değildir. Demokrasi, kamu adına yetki kullananların her gün hesap vermesidir.

Bugün ihtiyacımız olan şey hamaset değil; şeffaflık ve cesarettir.

Siyasette etik, ne söylediğinizle değil; hangi ilişkilere girmeyi reddettiğinizle ölçülür.

Ve baştaki cümleye dönelim.

Gürsel Tekin’in mesajı nettir ve bu zaten olması gerekendir. Kamuoyunun beklediği de açık, şeffaf ve hesap verebilen bir düzendir.

İdrakle, sorumlulukla ve kamusal vicdanla…

YAZARIN DİĞER YAZILARI