Perşembe / 26 Kasım 2020

AYM ışıkları 2016’da kapattı

204,567BeğenenlerBeğen
8,583TakipçilerTakip Et

Ülkede bir ilk derece mahkemenin Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımadığını açıkça ilan ettiği gün konuşulan şey Anayasa Mahkemesi’nin yanan ışıkları.

Peki gerçekten o ışık yanıyor mu?

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: AYM o ışığı 2016’da kapattı. Bugün yapılan şey ise havanda su dövmek ve ülkeyi kendi istediği şartlarda bir baskın seçime götürmek isteyen iktidarın yeni mağduriyet hikâyesine malzeme sağlamaktan başka bir anlama gelmiyor.
AYM’nin arada bir verdiği ‘acaba gerçekten hâlâ umut var mı, ülkede hukukun tamamen askıya alınmamış olabilir mi?’ dedirten kararları uzun süredir zaten siyasi iktidar tarafından ‘yok hükmünde’ sayılıyordu. Artık mahkemeler de yüksek mahkemenin kararlarını ‘yok hükmünde’ saymaya başladı.

Peki bugünlere nasıl gelindi?

Yine o meşhur ‘sarı öküzü vermeyecektik’ hikâyesi aslında.

Anayasa Mahkemesi, 2016 yılında CHP’nin OHAL dönemi KHK’ları ile ilgili yaptığı başvuruyu ‘yetkisizlik’ gerekçesi ile reddetti.

Anayasanın kendisine verdiği yetki konusunda bile kendini ‘yetkisiz’ gören yüksek mahkeme, bugün en basit ‘anayasal denetim’ yetkisini kullanmak istediğinde bile ‘vesayetçi’ ya da ‘darbeci’ ilan ediliyorsa bunu nedeni aslında 2016’da verdiği o karardır.

Tıpkı CHP’nin, Enis Berberoğlu kararını yok sayan mahkemeye AYM kararını ve anayasayı hatırlatırken, ‘Anayasaya aykırı ama ‘Evet’ diyeceğiz” diyerek dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde oy kullanması gibi.

Anayasayı bir kez delmenin ne anlama gelebileceğini ve tüm demokrasilerde olmazsa olmaz olan idarenin yargısal denetiminden ‘vesayet’ diyerek kurtulmak isteyen bir iktidar için bulunmaz bir nimet olacağını bilmeden bu ülkede siyaset yapılabiliyor!

İktidar, her türlü eleştiriyi ve yargısal denetimi ‘vatan hainliği-darbe davetçiliği- vesayet’ gibi gerekçelerle bertaraf ederek dikensiz bir gül bahçesinde keyif sürmek istiyor.
Yargısal denetimden kaçan iktidar, dünyanın neresinde ve hangi yöntemle başa gelmiş olursa olsun artık meşru ve demokratik bir iktidar değildir. Meşruiyetin tek kaynağı sandıktan çıkmak değil, kendisine o meşruiyeti sağlayan anayasa ve yasaların denetimine de açık olmaktır.

Korkmaya gerek yok. Bir tweet atıp silerek, duruma göre pozisyon alarak, rüzgara göre yön tayin ederek demokrasi ve hukuk mücadelesi verilemez. ,

Sık sık ‘bu ülkede namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı’ diyenler, eğer namussuzlar kadar cesur değillerse o zaman namuslu da değiller!

‘Dolar bu yanlış yönetimle 8 lira da olur 10 lira da olur’ diyen bir gazeteci hakkında soruşturma başlatılıp vatan haini ilan edilirken, ‘ben kura bakmıyorum’ diyerek doların 8 lira olmasına neden olan Bakan ise ‘yerli ve milli’ ilan edilebiliyor.

Peki ‘dolar 8 lira olur’ diyen mi, vatan haini yoksa doları 8 lira yapanlar mı?

Bu topraklarda uzun süredir algıyı yönetmenin ülkeyi yönetmekten daha kolay olduğu fark edildi ve artık maalesef ülke değil sadece algı yönetiliyor.

Bu nedenle en yüksek yargı mercii olan AYM’nin verdiği bir kararın ilk derece mahkemesi tarafından yok sayıldığı gün, bunun konuşulacağı yerde yanan ışıkların ve silinen tweetlerin konuşulması tesadüf değil.

Yazarın Diğer Yazıları

Erdoğan, erken/baskın seçimin ilk sinyalini verdi

Atakan Sönmez yazdı...

AYM ışıkları 2016’da kapattı

Atakan Sönmez yazdı...

Ulusal çıkarlar için başka neleri sakladınız, saklıyorsunuz?

Atakan Sönmez yazdı...