Avukatın sesi kesilirse, yurttaşların nefesi kesilir!

Avukat Kerem Donat yazdı...

Bugün, yani 5 Nisan, Türkiyede Avukatlar Günü olarak anılıyor. Bunun sebebi ise; 5 Nisan 1878 de İstanbul Barosu’nun ilk Genel Kurulu’nun yapılmasıdır.

“Advo-Catus” sözcüğünden gelen Avukatlık, tıpkı kelime kökü gibi çok eski zamanlara dayanan şerefli bir meslektir. Hatta şeref üzerine kurulu bir meslek demek daha uygun olur. Öyle ki eski Roma’da bir onur mesleği olarak görülen avukatlığı yalnızca belirli bir zümrenin (varlıklı erkek Roma vatandaşlarının) ifa edebilmesine izin verilmiştir. Bugün de Avukat, tıpkı eski Roma döneminde olduğu gibi, adaletten, insan hak ve onurundan vazgeçmeyeceğinden, savunmanın hakkını sonuna kadar vereceğine ve dürüstlük yolundan ayrılmayacağına yemin eder.

New York Barosu’nun 75. Kuruluş Etkinlikleri kapsamında Avukat John W.Davis’in 16 Mart 1946’da yaptığı konuşmasında:
“Biz Avukatlar köprüler kurmuyoruz, kule dikmiyoruz, motor yapmıyoruz, resim boyamıyoruz…Yaptığımız bütün işlerde insan gözünün görebileceği pek az şey var. Ama sorunları çözüyoruz; gerginliği gideriyoruz; hataları düzeltiyoruz; insanların yükünü üstleniyoruz; çabalarımızla barışçıl bir devlette insanların huzurlu ve adil bir yaşam sürmelerini mümkün kılıyoruz.” diyerek Avukatlığın önemini bir nebze olsun göstermeye çalışmıştır.

Bu saygınlığı, Moliere Jean Baptiste Poquelin; “görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, hele ne iktidara tabiyiz. bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. en kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı!” tiratıyla anlatır.

Bir duruşu olan meslektir Avukatlık. Öyle ki Fransa’da 1800’lerde ünlü Avukat Berryer fakirlik içinde ölürken genç meslektaşları:
“Üstat, ayaklarınızın altına altın torbalar koymuşlardı, neden almadınız?” dediklerinde
“Almak için eğilmek lazımdı” demiştir.

Kimse sevmez belki de Avukatı. Ama borçlanan, alacağı olan, hakkını arayan, hakkını savunan, yeni iş kuran, işini büyüten, ceza evine giren, kavga eden, evlenen, ayrılan, kaza geçiren, işten çıkan,… herkes Avukata gider. Çünkü bilir ki Avukat O’nun hakkını savunur.

Ve toplum önderliğidir Avukatlık, bunu daha fakültede okurken yolda elinizdeki kitapları görüp “hukuk mu okuyorsunuz? Öyleyse size bir şey danışabilir miyim” diyen vatandaştan, özel günlerde yapılan aile ziyareti sırasında açılan eski mevzuulardan anlarsınız.

Belki tebrik almaz Avukat, alkışlanmaz, “iki dilekçe yazdı” denilip geçilir, dava kazanılınca “zaten kazanıyorduk” ama kaybedilince “Avukat kaybetti” diye ötelenir, hatta görevi başında vurulur ve öldürülür. Ama Avukat yılmaz.Çünkü bilir ki Avukatın sesi kesilirse, yurttaşların nefesi kesilir…

İSTANBUL BAROSU’nun KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜ 5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜMÜZÜ EN DERİN SAYGILARIMLA KUTLUYORUM

Avukat Kerem Donat

Son Haberler