Harper Lee’nin yazdığı Bülbülü Öldürmek romanı Atticus Finch’i anlatır. Küçük bir kasabada avukatlık yapar. Irkçılığın ve ayrımcılığın sıradan kabul edildiği bir dönemde, baştan suçlu sayılan siyahi bir adamın savunmasını, kaybedeceğini bile bile üstlenir. Çünkü onun için doğru, şartlara göre değişen bir şey değildir. Kasabanın dedikodusunu da göze alır, yalnız kalmayı da, çocuklarının itilip kakılmasını da.
Bazı insanlar vardır, hesap kitap yapmadan doğru bildiğini yapar. Bazıları ise önce kazanmayı düşünür. Gücü seçer. Kalabalığın yanında durur. Ama her dönemde, kaybetmeyi göze alıp doğru tarafta duranlar da çıkar. Keşke bu daha yaygın olsa.
Bugün siyasete bakıyorum. Kazanmak uğruna yanlışın arkasında duran çok insan var. Etik, ahlak, doğruluk geri planda kalıyor. Önemli olan sonuç oluyor. Ama kazanmak uğruna ilkelerini bıraktığın gün, siyaset yapmıyorsun. Sadece iktidar hesabı yapıyorsun. Açık söyleyeyim, biz Türkler gerçekten kimi seçeceğimizi bilmiyoruz.
Ben artık kazananlara bakmıyorum; duruşa bakıyorum. Değer, duruşta kendini gösterir. Ve siyasette bu doğru ve ilkeli duruşun adı bana göre Kemal Kılıçdaroğlu’dur.
Linç girişimi yaşadı, fiziksel saldırıya uğradı, tehditler konuşuldu. En ağırı da sistemli itibar suikastiydi. En yakınında sandığı bazı insanların ihanetini gördü. Ama bunların hiçbiri onu yolundan çevirmedi. Kılıçdaroğlu kazanmak için doğru bulmadığı hiçbir şeyi yapmadı. Kavga siyasetine girmedi. Yolsuzluğun üstüne gitti. Gücün değil kuralın tarafında durdu. Kimliklerle değil haklarla konuştu. İlkelerinden ve duruşundan vazgeçmedi.
Atticus Finch yalnız değil. Mandela yıllarca hapiste kaldı. Vaclav Havel yazdığı için cezaevine girdi. Saharov sürgün edildi. Uğur Mumcu gerçeğin peşinden gittiği için öldürüldü. Hepsinin ortak noktası şuydu: yanlış karşısında susmadılar. Ortalığı yakmadan direnebildiler. Yalanla yürümediler. Kısa yoldan güç devşirmediler. Kalabalığı kışkırtmadan doğruyu savundular. Ama kendi zamanlarında çoğu kez yeterince değer görmediler.
Çünkü sesini yükselten duyuluyor, sert olan güçlü sayılıyor, kazanmış görünen haklı kabul ediliyor. Sessiz kararlılık pek fark edilmiyor; ilke ve karakter çoğu zaman görünmez oluyor. O yüzden Kılıçdaroğlu gibi insanlar alkış toplamaz. Ama zaman geçince geriye dönüp bakıldığında, kimlerin çizgisini koruduğu hatırlanır.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey doğru ve ilkeli duruş.
Makyajlı başarılar geçicidir. Saygı ve güven yalnızca doğru ve ilkeli bir duruşla kazanılır. Sessizce ve bedelini göze alarak doğru bildiğini yapanlar, zamanla kalıcı iz bırakır ve toplumları dönüştürür.
