Perşembe / 26 Kasım 2020

Artık “genelge devleti”ne geçtiler…

204,567BeğenenlerBeğen
8,583TakipçilerTakip Et

AKP iktidarı, Baroların Genel Kurullarını  “COVID-19”la mücadele kapsamında erteledi.

Dünyanın baş belası Covid-19’la öylesine cansiperane mücadele ediyorlar ki, Baroların genel kurullarını yasaklamakla virüsle mücadelenin sonuna gelmiş olacağız!!!

Ekim ayı bitince Covid’i yeneceğiz, artık her şey serbest!!!

65 yaşın üstündekiler bile sokaklardan çıkmayacak!!!

Baksanıza sultanımızın her Cuma çıkışında camide yaptığı konuşmalarda virüs mü var!?

Çay partilerine dönüştürdüğü mitinglerine, toplantılarına, genel kurullarına virüs uğruyor mu!?

Okulları açtık, asker sevkiyatlarını yapıyoruz, mağazalar sonuna kadar açık virüs var mı ki buralarda!?

Amma her ne hikmetse bir tek Baroların genel kurullarında virüs var!!!

Zaten bu avukatlar da her şeye muhalif. Virüse bile…

Toplum sağlığı için baroların genel kurullarını yasaklamak gerekiyor…

Velhasıl, bu tür deli saçması gerekçeler uzayıp gider…

İyice gemi azıya aldılar.

Artık geçtik Hukuk Devletinden, kanun devletini bile terk edip “Genelge Devleti”ne geçtiler.

HKP Genel Başkanı Sayın Nurullah Ankut; bunlar için üç ciltlik “Kanunsuzlar” kitabı yazdı. Tabi dava açtılar ve hukuk bürolarına dönüştürdükleri mahkemelerde 4 yıl 8 ay ceza verdirdiler.

Gerçekten de yaptıkları kanunsuzluğun dibi değil mi?

Baroların 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 82’nci maddesine göre iki yılda bir Ekim ayında yapılması gereken genel kurulları İçişleri Bakanlığı’nın “tavsiye genelgesi” ile İl Hıfzıssıhha Kurulları tarafından “pandemi” gerekçesiyle yasaklanmaktadır. 

Yani kanunu genelgeye boğdurdular.

Kaldı ki genelge bile; “02/10/2020 tarihinden itibaren 01/12/2020 tarihine kadar sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, ziraat odası, barolar, tabipler odası, mimarlar odası, mühendisler odası ve üst kuruluşları, birlikler ve kooperatifler tarafından düzenlenecek olan ETKİNLİKLERİNertelenmesi” yönündedir.

Oysa Baro Genel Kurulları yukarıda da belirtildiği gibi yasada belirtilen sürede toplanmak zorundadır..

Dolayısıyla yapılan bu keyfilik hukukta, eski deyimiyle “keenlemyekün”dür.

Yani yok hükmündedir. 

Başka bir ifadeyle “tam kanunsuz”dur.

Avukatların seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesidir.

Tam kanunsuzluk hallerini iyi bilen Yüksek Seçim Kurulu (YSK) da yapılan başvuruları çoğunlukoylarıyla reddederek“Kanunsuzluk” girdabına bir kez dahadalmıştır. Çünkü geçmiş Anayasa Referandumu ve seçimlerdeki uygulamalarıyla sabıkası bir hayli kabarıktır YSK’nın. 

YSK’daki yargıçlar “kanunlar hiyerarşisi”ni bilmezler mi? 

Ya da kanunla düzenlenmiş bir konunun genelge ile bertaraf edilemeyeceğini ve hatta genelgede ertelenenin genel kurullar değil“etkinlikler” olduğunu, oysa baroların yasa gereği genel kurul yapma zorunda olduklarını bilmezler mi?

Elbette bilirler.

Ama emir büyük yerden…

Oysa Ordu 2. İdare Mahkemesi 2020/127 E. Sayılı dosyada verdiği kararda; “mevzuatın emrettiği genel kurul yapılması gibi faaliyetlerin genelge ile yasaklanamayacağını” belirtmiştir. 

Daha da önemlisi Muğla 3. İdare Mahkemesi 2020/398 E. Sayılı kararında, (anlayana) “normlar hiyerarşisi” dersi vermiş. Muğla Barosu’nun açtığı davada Yürütmeyi Durdurma Kararı vererek, kendisinin AKP’nin hukuk bürosu olmadığını göstermiştir. Yine İzmir 1. İdare Mahkemesi’nce de 2020/1286 E. Sayılı dosyasında da yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. 

Görüldüğü gibi, AKP’gillerin genelge ile yasal bir uygulamayı engellemesi açıkça hukuka aykırıdır, yapılan açıkça kanunsuzluktur. Dahası suçtur.

Kendilerini yasalarla bağlı saymayan ve sanki suç işleme özgürlüğü varış gibi davranan AKP’gillerin bu keyfiliklerini sineye çekmemeliyiz. Sustukça üstümüze geldiklerini daha ne zaman göreceğiz.

Bu kanunsuzluklar karşısında Baroların sessiz kalmamaları gerekirdi. 

Evet, genel kurullara İlçe Seçim Kurulları gelmeyeceğinden “mazbata” sorunu yaşanacağı belli. Ancak en azından tarihe not düşmek bakımından ve en önemlisi de yapılan bu keyfiliğin “görevi kötüye kullanma” suçunu oluşturduğunun kanıtlanması bakımından Barolar (seçimsiz de olsa) fiili genel kurullarını toplamalılardı. 

Ancak üç büyük ilden Ankara ve İstanbul Baroları“hukuki mücadele yürüteceğiz” gerekçesiyle fiili genel kurul toplantısını yapmadılar. Genel Kurula gelen sınırlı sayıdaki meslektaşı da polisle başbaşa bıraktılar.

İstanbul Baro Başkanı lafa gelince kallavi laflar eder, ama yürek Selanik.

Bakın 18 Mayıs 2020’de Cumhuriyet’e ne yazmış?

Avukatlar susmaz. Susarlarsa avukat olamazlar. Onların örgütlü gücü olan barolar sinmez. Sinerlerse baro olamazlar. Tarih barolara sadece ve yalnız “mücadele” yükümlülüğü vermiştir. Barolar bu yükümlülükten vazgeçemezler. Üstelik bu özgün duruş, kendileri ya da sadece meslektaşları için de değildir. Korunması gereken değer, halkın kendisidir. 

“Barolar olmazsa ya da hak ettikleri etkinlik noktasının ötesine taşınırsa özgürlükler dünyası yok olur. Yoğun bakıma girer. Soluduğunuz nefesteki darlık, entübe edilerek de açılmaz. Düşünebilirsiniz belki ama ifade edemezsiniz.”

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/durakoglu-avukatlar-susmaz-barolar-sinmez-sinerlerse-baro-olamazlar-1739451

Yazarken iyi de genel kurulu yasaklayan keyfilikler karşısında niye susuyorsun Durakoğlu?

Hani “avukatlar susarsa avukat olamaz”dı?

Şimdi kim “sustu”? Ya da kim avukatlığı kaybetti?

Yanıtını okuyucuya bırakalım.

Aynı şey Ankara Baro Başkanı için de geçerli… 

Topluluklar önünde entipüsten konuşmalarla tüfek silmeye benzemez pratik mücadele…

Bursa Barosu ve bazı barolar yerinde bir kararla genel kurullarını topladılar. Bu Barolar, İlçe Seçim Kurullarının seçimleri yaptırmaması açıkça görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan, bununla da mücadele etmelidirler ve edeceklerdir. 

İzmir Barosu da 17 Ekim’de Genel Kurulunu toplayacak, haklı ve doğru olarak. Yazının kaleme alındığı gün İdare Mahkemeleri tarafından verilen Yürütmenin durdurulması kararları ile İzmir ve Muğla Barolarında seçimler de yapılacaktır, artık. 

Sonuç olarak, AKP’giller sarı baroların önünü açmak ve onların birlik genel kurulunda temsiliyetlerine olanak sağlamak için bu keyfiliklere başvuruyorlar. 

Avukatlar bugün bu kanunsuzluklara karşı mücadele etmeyecekse ne zaman edecek?

Birlik Başkanı mı?

O, artık iktidarın emir eri durumunda. 

Yapılan bu kanunsuzlukları ellerini ovuşturarak izlemekte ve hatta onların gizli kalemşörlüğünü yapmakta.

Ona ne söylesek iflah olmaz…

 

Yazarın Diğer Yazıları

Cumhuriyet Bayramı yasağınız sökmeyecek

Tacettin Çolak yazdı...

Artık “genelge devleti”ne geçtiler…

Tacettin Çolak yazdı...

Köyceğiz Kuvayimilliye Komutanı, Hikmet Kıvılcımlı ölümsüzdür

Tacettin Çolak yazdı...