HALKWEBYazarlarArınç'ı Akıl Hocası Yapıp, Eski Genel Başkanını Dışlayan Kafa

Arınç’ı Akıl Hocası Yapıp, Eski Genel Başkanını Dışlayan Kafa

Siyaset yalnızca stratejiyle değil, aidiyet ve güven duygusuyla yürür.

0:00 0:00

Türkiye’de muhalefet tartışmalarında son dönemde dikkat çeken bir çelişki giderek daha görünür hale geliyor. Özellikle CHP çevresinde yürüyen tartışmalar, salt bir liderlik meselesi olmaktan çıkıp siyasal aidiyet ve tutarlılık sorununa dönüşmüş durumda.

Bu çelişkinin en dikkat çekici boyutlarından biri şu: CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şu anki parti yönetimine yakın medya organlarında sıklıkla “saraya hizmet etmekle” ya da “iktidara çalışmakla” suçlanırken; aynı çevrelerin Bülent Arınç gibi isimlere duyduğu saygı ve atfettiği “akıl hocalığı” rolü oldukça manidar bir tablo ortaya koyuyor.

Geçmişte sert siyasi kutuplaşmanın önemli aktörlerinden biri olmuş, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurucu kadrolarında yer almış bir ismin, bugün bazı muhalif çevrelerde “uzlaştırıcı”, “bilge” veya “dengeleyici” bir figür olarak sunulması, muhalif tabanda ciddi bir anlam karmaşası yaratıyor.

Ortaya çıkan tablo neredeyse şu algıyı doğuruyor: Kendi partisinin geçmişine ve liderine mesafe koyan bazı çevreler, eski bir AK Parti liderine CHP rozeti takılsa buna itiraz etmeyecek, hatta olumlu karşılayacak bir noktaya gelmiş durumda. Bu durum ise parti içi aidiyet duygusunu zayıflatıyor.

Zira taban açısından ortaya çıkan görüntü oldukça çarpıcı: Bir yanda kendi partisinin eski genel başkanı hedef tahtasına konulurken, diğer yanda siyasi rakip cepheden gelen isimlere “bilge”, “akıl hocası” ya da “uzlaştırıcı” gibi sıfatlar yakıştırılıyor. Bu durum yalnızca bir taktik farklılığı değil; aynı zamanda ideolojik ve duygusal bir tutarsızlık hissi yaratıyor.

Bu tabloya bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor: Neredeyse Bülent Arınç’ı evliya ilan eden, buna karşılık kendi eski genel başkanını hedef tahtasına koyan bir siyasal zihniyet gerçekten iktidar olabilir mi?

Üstelik Arınç’ın savunduğu siyasal çizgi ve fikirler zaten bugün iktidar bloğunun içinde yer alıyor. Yani güneşin altında yeni bir şey yok. Arınç’ın temsil ettiği siyaset, devlet yönetiminde etkisini sürdürüyor. Böyle bir tabloda muhalefetin kendi geçmişini hedef alıp, rakip siyasi geleneğin aktörlerini “bilge” ya da “akıl hocası” olarak sunması, tabanda doğal olarak şu soruyu doğuruyor: Eğer önerilen siyaset zaten iktidarın içinde mevcutsa, muhalefetin iddiası tam olarak nedir?

Siyaset yalnızca stratejiyle değil, aidiyet ve güven duygusuyla yürür. Tabanın kendi liderini hedefte görmesi, buna karşılık rakip siyasi geleneğin figürlerine gösterilen hoşgörüyü izlemesi, partinin ideolojik tutarlılığını da sorgulatıyor.

Sonuçta siyaset, toplumda karşılık bulan bir inanç ve motivasyon üretmek zorundadır. “Taşıma suyla değirmen dönmez” sözü nasıl ki bir gerçeği ifade ediyorsa, taşıma siyasetle de kitleleri motive etmenin mümkün olmadığı bir kez daha görülüyor. Bir hareketin gücü, ödünç alınmış figürlerden değil; kendi iç tutarlılığından ve tabanıyla kurduğu güven ilişkisinden doğar.

YAZARIN DİĞER YAZILARI