Almanya bir cinnete teslim: Siz 120 yıl neyi saklayacaksınız Tanrı aşkına?

Işın Toymaz yazdı...

207,670BeğenenlerBeğen
7,889TakipçilerTakip Et

Bu soruyu hiç hem kendinize hem de devlete sordunuz mu?

Sizce 82 milyonluk Almanya’da kaç kişi bu soruyu yüksek sesle dile getirdi ve harekete geçti? Yazının sonunda merak edenler için rakama da yer verdim.

Ya neonaziler?

İşte onlar bizim gibi değil, hiç boş durmuyorlar. En son Hanau’da gördük ne kadar ileri gidebileceklerini.

Almanya’da ırkçılar yıllarca ellerini kollarını sallayarak 10 kişiyi öldürebiliyorlar örneğin. 15 soygun yapıyorlar. 3 bombalı saldırı gerçekleştiriyorlar. 43 cinayete teşebbüs ediyorlar.

Tam 11 yıl boyunca.

Sonra bu terör örgütünün iki üyesi birden intihar ediyor.

Biri yakalanıyor. Davanın baş sanığı neonazi Beate Zschäpe “Valla ben cinayetler işlendikten sonra haberdar oldum” falan diyor.

Almanya tarihinin en uzun süren davalarından birine dönüşen NSU davasında 430’dan fazla duruşma yapılıyor. Zschäpe ömür boyu hapis cezasına çarptırılıyor, yargılanan diğer 4 sanığa da çeşitli hapis cezaları veriliyor.

Tam 5 yıl süren ve Alman siyaset sahnesinde adeta deprem etkisi yaratan dava, Başbakan Angela Merkel’in NSU cinayetlerinin ve tüm bağlantılarının tamamen aydınlatılması temennisine rağmen “istihbarat, polis ve neonazi bağlantıları” hakkındaki soru işaretleriyle tarihe gömülüyor.

IRKÇI TERÖRLE UZLAŞMAK MI?

Yetmiyor, NSU dosyaları devlet tarafından 120 yıl kilit altına alınıyor.

NSU kararı Almanya’da kurumsal ırkçılığın boyutlarının ortalığa dökülmesi ve devlet kurumlarının ırkçı terörle uzlaşma eğilimini göstermesi açısından büyük önem taşıyor.

Aslında ırkçı kökenli saldırılar Almanya’da 90’lı yıllardan bu yana günlük hayatın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Almanya Ulusal Demokratik Partisi (NPD), Almanya Halk Birliği (DVU) ve Cumhuriyetçiler (Rep) gibi aşırı sağcı partilerin göçmenleri ve sığınmacıları hedef alan ırkçı politik söylemleri ise hâlâ belleklerimizde. Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) partilerinin de yangına körükle giden sert yabancılar politikalarını unutmayalım.

NAMLUNUN UCUNDA ALMAN VALİSİ OLSA DA AYDINLATILAMIYOR

Daha sağ popülist AfD yoktu belki ama, mülteci politikalarının sertleştirilmesi, göçmenlerle ilgili yasal düzenlemelere kısıtlamalar getirilmesi ta o dönemde başlamıştı. Aşırı sağ her geçen gün biraz daha güçlendi ve 2000’li yılların başında neonazi terör hücresi NSU‘yu doğurdu. Nerede ve nasıl olursa olsun hatta namlunun ucunda bir Alman vali ya da Alman polis olsa dahi neonazi saldırılar tüm boyutlarıyla çözüme bir türlü ulaştırılmıyor.

Saldırıların ardındaki ırkçı motif ayan beyan ortada olmasına rağmen kısmen görmezden geliniyor Aşırı sağcılar hafif cezalarla paçayı kurtarabiliyor.

NORMALLEŞTİRİLMİŞ “IRKÇILIK”

Sözün kısası Almanya’da tırmanan ırkçılık ve neonazi hareket hafife alınıyor, hoşgörü ile yaklaşılıyor. Aşırı sağ, bir fenomen olarak karşımıza çıkıyor.

Toplumda önceki yıllarda dışlanan ya da ötelenen “aşırı sağcılar” ve mesafe bırakılan “ırkçı söylemler” artık normal karşılanıyor.

NSU dosyalarının 120 yıl boyunca kilit altına alınmasına karşı 82 milyonluk Almanya’da sadece 67 bin imza toplanmış olması ise devletin falan değil, bizim yani tüm toplumun ayıbı. Öncelikle de Türkiye kökenliler ve “göç arka planına sahip” insanların ayıbı.

Irkçılığa ve neonazilere neden meydan okuyamıyoruz?

CEM ÖZDEMİR NEREDE?

Cem Özdemir, Sevim Dağdelen ve daha nice göçmen kökenli siyasetçi bu kampanyalarda neden başı çekmiyor?

Gazetecileri, sanatçıları, faşizm karşıtlarını, aydınları, işçileri, demokrasi ve özgürlük yanlılarını, sivil toplumu kim tutuyor?

İmza atanların sayısının 3 milyona çıkmasını neden sağlayamıyoruz? Ya da 20 milyona? Bu ülkede 3,1 milyon Türkiye kökenli insan yaşıyor. Bu ülkede 20 milyonu aşkın “göç arka planına sahip”, yani ırkçılığın hedefinde insan yaşıyor. Bunların imza atmasını engelleyen ne?

Toplumu neden ırkçılığa karşı harekete geçirmiyoruz?

Toplumdaki aşırı sağa kayışı durdurmak için daha kaç kurban vermeliyiz?

8’i Türk biri Yunan biri Alman olmak üzere 10 kişiyi katleden, ırkçı yer altı örgütü NSU davasının ardından delillerin 120 yıl kilit altına alınmasının, sonra da sözde bu sürenin 30 yıla indirilmesinin hesabını kim soracak?

67 bin imzalık dilekçe ile bir yere varılamayacağı, çok açık. “Göçmenlerin” suskunluğu ise kuzuların suskunluğunu bile aratacak kadar acımasız.

GÖSTERMELİK İŞLER

Modern ırkçılıkla, ona karşı birkaç miting yaparak, birkaç nöbet tutarak, kınama yazarak karşı çıkamayacağımız kesin.

“Dostlar alışverişte görsün” türünden göstermelik işleri bir kenara bırakalım.

Yabancı düşmanlığı, göçmen karşıtlığı ve ırkçılıkla mücadele için uzun yıllara ve toplumun her kesimine yayılacak güçlü konseptlere ihtiyaç var.

Ama önce siyasetçilerle, toplumla ve kendimizle yüzleşmeliyiz.

Şimdi hesap sorma zamanı!

İğneyi değil, artık çuvaldızı kendimize batırmak zorundayız: Önce 3,1 milyon Türkiye kökenli veya 20 milyon göç arka planına sahip “Almanyalı”, milyonlarca imzadan oluşan basit bir soru yöneltsin Berlin’e: Siz neyi saklıyorsunuz? Neden saklıyorsunuz? Açıklayın!

Dünya kamuoyu bu milyonlarca imzayı görünce Berlin’i tefe koymaz mı? Sormaz mı, “Yahu Berlin, behey Alman siyaset sınıfı, siz 1945’ten 75 yıl sonra daha hâlâ neyi saklamaya çalışıyorsunuz?” falan diye.

Kimsenin yardımı olmadan kendi göbeğimizi kendimiz kesmeyi, kendi sorunlarımızı kendimiz çözmeyi, “sivil toplum kuruluşları” olarak bizzat hesap sormayı, bu medeni cesareti ne zaman öğreneceğiz? Birisinin bize öğretmesini mi bekleyeceğiz?

İmza toplamamızı engelleyen ne var?

 

 

loading...

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Erdoğan’ın sesiyle paylaştı: ‘Bana her şey seni hatırlatıyor’

ABD Başkanı Trump'ın elinde İncil'i tuttuğu fotoğraf akıllara AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 2015 yılındaki mitingini getirdi.

CHP’li Engin Altay’dan Erdoğan’a: Bu kepazelikten hiç mi haberin olmadı?

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Meclis'te düzenlediği basın toplatısında önemli açıklamalarda bulundu.

Ekrem İmamoğlu’ndan Erdoğan’a ‘ihanet’ göndermesi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İSTON, Uluslararası Beton Sürdürülebilirlik Konseyi (CSC) tarafından “Kaynakların Sorumlu Kullanımı Belgelendirme Sistemi Altın (Gold)” seviye ile belgelendirildi.

17 gün süren esaret sona erdi, Eren Yıldırım tahliye edildi

CHP Adana Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı, Vefa Grubu Üyesi Eren Yıldırım serbest bırakıldı.

Feyzioğlu 80 baroya karşı! ‘Bildiriyi okumam’ dedi

Metin Feyzioğlu’nu iktidarla pazarlık yapmakla suçlayan başkanlar, Feyzioğlu’ndan çalışmaya karşı 80 baro olarak ortak bildiri hazırlamaları halinde bunu okuyup okumayacağını sordu. Feyzioğlu ise “Okumam” yanıtını verdi.
207,670BeğenenlerBeğen
7,889TakipçilerTakip Et