Adalet istiyorum!

201,488BeğenenlerBeğen
8,770TakipçilerTakip Et

Öyle göğüs kafesinizin arkasına saklamak kolay. “Üzüldük, biz de yandık, tüh” demek kolay. Çıkarın yüreğinizi koyun ortaya. Bakalım kendini yakan Adem’in “açım” çığlığına, yere kapaklanmış, yanmış görüntüsüne dayanabilecek mi? Grup Yorum elemanı Helin Bölek’in 200 günü aşkın aç bedeniyle, annesine sarılarak “biraz da sevelim birbirimizi anne” deyişine dayanabilecek mi o yürek?

Ellerinizle kapadığınız kulaklarınızı hele bi açın. İftiracılara imzalattırılan şahitlikleri yeterli görüp, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına 42 yıl daha eklenerek cezalandırılmak istenen Mustafa Koçak’ın “adil yargılanmak istiyorum” diyen sesini taaaa hapishanenin kalın duvarlarından duyabilecek mi o kulaklar? Siz duymazsanız da  anne-babası duyuruyor. Size sesleniyorlar Kalkedon meydanından. Rant için kefen giyenlere benzemez onlar. Oğulları için kefen giyip sesleniyorlar; Oğlumuza kefen giydirmeyeceğiz!.. Duyuyor musunuz? Açın kulaklarınızı.

Ahmet Kısa ve kardeşi, bedensel engelliler. Anneleri Elif Kısa, yine iftiracı beyanıyla 70 güne yakındır tutuklu. Ahmet’in kulakları duymuyor. Yarım yamalak konuşmasıyla annem diyor. Melek annem diyor. Sizin kulaklarınız sağır değil ama Ahmet kadar söyleyebiliyor musunuz? Açın artık o ağızlarınızı. Elif anne serbest bırakılsın diyin.

3 yıldır tutsak askeri öğrenci anneleri, er anneleri ağlıyor. Bizim çocuklarımız müebbet hapis cezası alacak ne yaptı diye soruyorlar. Sırtınızı dönüyorsunuz onlara. “Fetö” dosyası, başımızı derde sokmayalım diyorsunuz. Düşünün! Sizce iktidar bütün meselelerde haklı olsa baskıya ihtiyaç duyar mı? Haksız olduğu için tehdit ediyor bizleri. Siz bu tehditlere boyun eğmez iseniz boynunuz dik olur, başınızı da dik tutar. Uzatın ellerinizi annelere. Ağlamasınlar. Korkmayın! Köle olduğunuzda korkunuz bile olmayacak. Her şeyinizi muktedirler alacak.

Khk’lılar ne yer ne içer? Çocukları hangi okula gidiyordur? Nerde otururlar? Kira, doğalgaz, mutfak masrafları? Ne hissederler? 3 yıl önceki düzenli hayatlarını özlüyorlar mıdır? Kaçı kanser oldu? Hangi hastalıklar sardı vücutlarını üzüntüden? Kaçı öldü? Kaçı gurbette? Kaygı? Panik atak? Depresyon? Darbe girişiminin enkazı üstüne yıkılan khk’lı bağırıyor; Sesimi duyan var mı? Duyuyor musunuz? İşittiğinizi biliyoruz. Şuranızda duyuyor musunuz? 

Şaban Vatan uyumuyor gece gündüz. Rabia Naz’ım diye mecnun oldu. Gözleri kapanınca kızını görüyor. Sizin gözleriniz? Sahi siz neyi görürsünüz? Saramago’nun körlerinden misiniz siz de? Yoo görüyoruz dediğinizi duyar gibiyim. Baktığınız doğrudur. Oysa görmek görece bi şey. Görseydiniz yerinizde duramazdınız. Görün artık Rabia Naz’ı.

Çorlu tren katliamı ailelerinin acısı dinmiş midir? Sanmam. İnsan aile büyüklerini hastalıktan, yaşlılıktan kaybedince ölüme alışmak için bir süresi oluyor. Ama beklenmedik ölümlerde alışılmadık acı kaplıyor insanın yüreğini. Sert geliyor. Yarası da derin oluyor bu yüzden. Mesela anne babamın ölümüne alıştım da intihar eden abimin ölümüne alışamadım. Acısını dindiremedim. Bence Çorlu ailelerinin acısı da dinmeyecek. Bugünlerde görünmüyorlar. Acıları dindiği için değil. Çaresiz hissettikleri için… Muktedirlerin taktiğidir bu. Baskıyla yılgınlık yaratıp, yalnızlaştırıp, hesap sorulmasından kurtulmak isterler. Aileler kenara çekildiyse bu sizin yüzünüzdendir. Bi toparlanın, bi toplaşın artık. O ayaklarınız evden çıksın, ziyaret edin Arda’yı, Sena’yı mezarlarında rahat uyuyorlar mı, bi sorun.

Kemal Kurkut’un çıplak bedeniyle koşarken arkadan vurulduğunu annesi unutabilmiş midir? Hiç sanmam. Muktedirler, vuran polisi aklamaya çabalarken Kemal Kurkut, mahkemede kaç kez vuruluyordur kim bilir? Annesi her mahkemede kaç kez silah sesi duyuyordur kim bilir? Sizin hiç oğlunuz öldü mü? Ölmesin! Çocuklarımız öldürülmesin. Nasıl? Öldürülen çocukların ailelerinin yanında hesap sorarsak ölmezler. Ölmezler işte.

Halkın avukatları tutsak olmasalardı keşke. Bu davaların hepsini sahiplenirlerdi. Öyle mahkemeye giderek değil sadece. Ailelerle hem hal olarak… Onlarla ağlar, onlarla gülerlerdi. Savunurken kolları kırılırdı, alçılı kolla sarılırlardı. Maalesef tutsaklar ve açlık grevindeler. Niye mi? Herkes gibi adalet istiyorlar çünkü. Adaleti sağlayanların adalet istemek için bedenlerini açlığa yatırmak zorunda kalmaları ne acı. Gerekeni yapmış olsaydık onlar açlıklarıyla değil savunmalarıyla avukatlık yapıyor olacaklardı.

Daha bahsetmediğim onlarca adaletsizlik… Bunlar gündem yapabildiklerimiz. Gülistan Doku hâlâ kayıp mesela, Taybet ananın ölüsü neden 7 gün sokakta kaldı hâlâ cevaplanmadı. 10 Ekim davaları Işid’in mağduru oynadığı sahnelere dönüşmüş. Suruç katliamı kanayan yaramız. Kadınlarımızı kocaları katlediyor, çocuklarımıza tecavüz ediliyor, tarikatlarda genç zihinler iğdiş ediliyor, Açlık, yoksulluk, intiharlar… 

Yaşadığımız ülke bu. Bunu mu hak ediyoruz? Biriniz de hak ediyoruz desin. Diyemeyiz. Dememeliyiz. Adalet istiyoruz, adaleti getireceğiz demeliyiz. Adalet ellerimizde. Bu ellerle söke söke, tırnaklarımızla kazıya kazıya alacağız adaleti. Ama nasıl? 1 Mart’ta İstanbul Barosu’nda Adalet İstiyorum Forumu’nda biz bir araya geleceğiz. Siz de gelin. Adaleti nasıl getireceğimizi birlikte konuşalım.

Acun Karadağ 

 

.

Yazarın Diğer Yazıları