HALKWEBYazarlarCHP’de Yığma Üyelikler ve Meşruiyet Sınavı

CHP’de Yığma Üyelikler ve Meşruiyet Sınavı

Cumhuriyet Halk Partisi son yıllarda tarihinin en büyük üye artışlarından birini yaşadı. Parti açısından bakıldığında bu durum ilk anda olumlu bir tablo olarak görülebilir. Daha fazla üye, daha yaygın örgütlenme, daha güçlü bir siyasi yapı…

Ancak siyasette bazı dönemler vardır ki sayıların kendisi değil, sayıların nasıl oluştuğu önem kazanır.

Bugün CHP’nin karşı karşıya olduğu tartışma tam olarak budur.

Son yıllarda parti içinde sıkça dile getirilen yığma üyelik iddiaları, kongre süreçlerinde yaşanan gerilimler ve örgüt dengelerine ilişkin tartışmalar artık yalnızca parti içi çekişmenin konusu olmaktan çıkmıştır. Mesele doğrudan parti içi demokrasinin ve kurumsal meşruiyetin konusu haline gelmiştir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:

Bir üyeliğin yeni olması onu usulsüz yapmaz.

Bir kişinin belirli bir görüşe yakın olması da üyeliğini tartışmalı hale getirmez.

Demokratik siyasette herkesin siyasi partiye üye olma hakkı vardır.

Ancak aynı demokratik anlayış, üyelik süreçlerinin şeffaf, denetlenebilir ve tüzüğe uygun olmasını da zorunlu kılar.

Bugün CHP içinde tartışılan konu tam olarak budur.

Partiye son yıllarda katılan üyelerin tamamı kendi özgür iradeleriyle mi üye olmuştur?

Başvuru süreçleri tüzüğe uygun biçimde mi yürütülmüştür?

Üyelikler herhangi bir örgüt içi dengeyi değiştirmek amacıyla mı yapılmıştır, yoksa doğal siyasi katılımın sonucu mudur?

Bu soruların sorulması partiyi zayıflatmaz.

Tam tersine güçlendirir.

Çünkü güçlü kurumlar sorulardan korkmaz.

Güçlü kurumlar denetimden kaçmaz.

Güçlü kurumlar meşruiyetlerini tartışılmaz hale getirmeye çalışırlar.

Bugün CHP’nin yaklaşık iki milyona yaklaşan üye yapısı bulunmaktadır.

Böylesine büyük bir yapıda üyelerin beşte birinin bile örgüt dengelerini etkileyebilecek büyüklükte olduğu açıktır.

İlçe kongrelerinden il kongrelerine, kurultay delegelerinden genel başkanlık yarışlarına kadar bütün süreçler üyelik yapısından etkilenmektedir.

Bu nedenle üyelik sistemine ilişkin en küçük şüphe bile yalnızca birkaç kişinin meselesi değildir.

Partinin geleceğiyle ilgilidir.

Tam da bu nedenle Genel Merkez’in yapması gereken şey savunmaya çekilmek değildir.

Yapılması gereken şey, son yıllarda gerçekleştirilen üyelik süreçlerini bağımsız ve şeffaf bir incelemeye açmaktır.

Eğer bütün kayıtlar hukuka, tüzüğe ve özgür iradeye uygun biçimde yapılmışsa böyle bir inceleme CHP’nin kurumsal itibarını güçlendirecektir.

Eğer eksiklikler veya usulsüzlükler varsa bunların düzeltilmesi de yine CHP’nin kurumsal itibarını güçlendirecektir.

Kazaneni olmayan bir süreç değildir bu.

Aksine, sonunda kazanan CHP olacaktır.

Çünkü siyasi partiler yalnızca seçim kazanarak büyümezler.

Kurumlarına duyulan güven arttıkça büyürler.

Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin en köklü siyasi kurumlarından biridir.

Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şey yeni tartışmalar değil, tartışmaları bitirecek şeffaflıktır.

Yeni kamplaşmalar değil, güven verecek denetim mekanizmalarıdır.

Sorulması gereken soru da son derece nettir:

Partiye son yıllarda yapılan üyelikler bağımsız bir incelemeden geçirildiğinde ortaya çıkacak sonuçlardan neden çekinilsin?

Eğer ortada bir sorun yoksa bu inceleme CHP’nin meşruiyetini güçlendirecektir.

Eğer sorun varsa da çözülmesini sağlayacaktır.

Her iki durumda da kazanan parti içi demokrasi olacaktır.

Ve parti içi demokrasi güçlenmeden, toplumun demokrasiye olan güvenini güçlendirmek mümkün değildir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI