HALKWEBYazarlarKüba’nın Onurlu Kadınları: Devrimin Eşitlik Mücadelesi

Küba’nın Onurlu Kadınları: Devrimin Eşitlik Mücadelesi

Küba’nın kadınları, devrimin en önemli kazanımlarının taşıyıcılarıdır.

0:00 0:00

Küba, on yıllardır ağır bir ekonomik abluka altında, kendi olanaklarıyla ayakta kalmaya çalışan bir ada ülkesidir. Bu zor koşullar halkın yaşamını güçleştirse de, devrimin yarattığı temel kazanımlar —ücretsiz evrensel sağlık, eğitim ve toplumsal eşitlik— korunmaktadır. Ada’ya yönelik karalama kampanyalarının en sık kullanılan unsurlarından biri, fuhuşun “yaygın ve teşvik edildiği” iddialarıdır. Bu anlatılar, tarihsel gerçekleri ve somut ilerlemeleri tersyüz ederek devrimin kadınlar açısından en önemli kazanımlarını gölgelemeye çalışır.

Devrim öncesinde Küba, özellikle Havana, ABD için bir eğlence ve genelev adası konumundaydı. Batista diktatörlüğü döneminde mafya bağlantılı kumar, turizm ve derin yoksulluk, binlerce kadını fuhuşa sürüklemişti. 6 milyon nüfuslu ülkede 100 binden fazla kadın bu yola itilmişti. Kadınların toplam işgücü içindeki payı yalnızca %17 civarındaydı ve bunların %70’inden fazlası ev hizmetçisi olarak çalışıyordu. Eğitim ve fırsat yokluğu, kadınları evin dört duvarı arasında ya da genelev köleliğinde sınırlı seçeneklere mahkûm ediyordu.

1959 Devrimi bu tabloyu kökünden değiştirdi. Kadınların onurlu çalışma ve toplumsal yaşama tam katılımı temel ilke haline getirildi. Devrimin hemen ardından kurulan Küba Kadınlar Federasyonu, okuryazarlık seferberlikleri, meslek edindirme kursları, ücretsiz kreşler ve bakım evleriyle kadınların özgürleşmesine öncülük etti. Eskiden fuhuş yapan kadınlar toplumsal yaşama yeniden kazandırıldı. Aile yasaları eşitlikçi yönde düzenlendi; ev işleri ve çocuk bakımı erkeklerle paylaşıldı. Sağlık hizmetlerinin tamamen ücretsiz olması, kadınların geleneksel bakım yükünü büyük ölçüde toplumsallaştırdı.

Bu çabaların sonuçları somut ve etkileyicidir. 2008 verilerine göre kadınlar toplam işgücünün %46,7’sini oluşturuyordu. Eğitim sektöründe %72, sağlık sektöründe %70 (hekimlerin %63,8’i kadın), üniversite öğretim üyelerinde %53,4, avukatlarda %73,7, hakimlerde %71,4, araştırmacı personelde %51,6 oranına ulaşılmıştı. Üniversite mezunlarının %65’i kadındı. Parlamento üyelerinin %43’ünden fazlası, bakan yardımcılarının %30’u kadın idi. Bu oranlar, kapitalist ülkelerde bile nadir görülen bir cinsiyet eşitliği düzeyini gösterir.

Bugün Küba’da kadınlar doktor, öğretmen, bilim insanı, yargıç, mühendis ve siyasetçi olarak toplumun her alanında güçlü bir varlık gösterir. Tecavüz, namus cinayeti ve aile içi şiddet gibi sorunlar minimum düzeydedir. Kadınlar yüksek özgüven ve mesleki yetkinlikle öne çıkar. Bu tablo, kadını metalaştıran yaklaşımlara karşı insanı ve eşitliği merkeze koyan bir modelin zaferidir.

Ekonomik sıkıntı dönemlerinde sınırlı bireysel vakalar yaşanabildiği bir gerçektir. Abluka, kaynak kıtlığını derinleştirerek baskıları artırabilir. Ancak bunlar ne devlet politikası ne de sistemin genel karakteridir. Eğitim, sosyal çalışmalar ve kültürel çabalarla mücadele edilir; organize suç, insan ticareti ve çocuk sömürüsü gibi yapılar engellenir. Dünyanın pek çok ülkesinde kitlesel ve organize cinsel sömürü varken Küba’yı tek hedef haline getirmek ikiyüzlülüktür.

Küba’ya yönelik bu tür karalamalar, devrimin eşitlik kazanımlarına karşı ideolojik bir tepkinin yansımasıdır. Sağlık ve eğitimi paralı hale getiremeyen, kadınları eşit yurttaş yapamayan sistemler, abluka altındaki bir ülkenin onurlu direnişini hazmedemez. Küba halkı, özellikle kadınları, ambargoya rağmen doktorlarını dünyaya göndererek, bilimsel katkılarını sürdürerek ve toplumsal dayanışmayı yaşatarak örnek olmaya devam eder.
Küba’nın kadınları, devrimin en önemli kazanımlarının taşıyıcılarıdır. Onlara yöneltilen her olumsuz genelleme, eşitlik ve insani ilerleme mücadelesine yöneliktir. Abluka kalktığında ada’nın potansiyeli daha da belirginleşecektir. Dayanışma ve kolektif çaba, her türlü dış baskıdan güçlüdür. Bu küçük ada, eşitlikçi ve onurlu bir alternatifin hâlâ mümkün olduğunu kanıtlamaya devam etmektedir

YAZARIN DİĞER YAZILARI