CHP’de bir “ARINMA” sürecinden bahsederken , bu sürecin 2 aşamalı gerçekleşeceğini tekrar belirtmek gerekiyor.
İlk aşaması yani (İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınım belirlediği ve medya eliyle kamuoyuna yansıyan ismiyle) “Ekrem İmamoğlu suç örgütü “ ile ilgili bölüm . Bu bölüm rayına oturdu ve bu süreç her geçen gün üstüne koyarak ilerliyor . Daha da göreceğimiz çok şey olacaktır.
İkinci aşama olan CHP Genel Merkezinin göbeğine, yani başta Özgür Bey olmak üzere, dokunulmazlığı olanlara dokunulmaya başlanması için sular yeterince ısınmış hatta kaynamış durumda görünüyor. CHP Genel merkezinde konforlu odalarda oturanlara yakın zamanda ufak ufak operasyonlar yapılmaya başlanması olası. Hatta eli kulağında . O nedenle CHP Genel Başkanlığı koltuğunun yargı yoluyla boşaltılmaması için Özgür Bey’in yeni hamleler yapması , en iyi ihtimalde “geciktiricinin” dozunu arttırması mı gerekmektedir.?
Bu cümlelerin hepsinin bir zemini var. Siyaset sahnesinde yaşanan gelişmeleri sadece izlemekten değil, değerlendirmekten de sorumluyuz. Ve tabiki sorular sormak, sorgulamak zorundayız .
Özgür Bey, 30 aya yakın bir süredir nedense “128 Milyar dolar, 5’li çeteler, paramiliter güçler …vb” cümlelerini ağzına almamaktadır. Ve hatta Erdoğan’a bırakın “Diktatör bozuntusu” gibi bir cümleyi, en ufak bir tanımlama dahi yapmamıştır. Hatta Erdoğan ile olan ilişkisini “Normalleşme” adı altında cicim ayları seviyesine taşımıştır. Bunlar ve çok daha fazlası önümüzde duran somut gerçeklerdir. Çok daha fazlasını örneklemek mümkün .
Özgür Bey, bu haliyle baktığımızda Erdoğan ile ilişkisini “yaranma” seviyesine taşımıştır dersek abartmış olmayız. Erdoğan’a en yüksek perdeden yaptığı eleştiriler ise siyasette “beylik laflar” olarak tanımlanan cümlelerden ibaret olmuştur. “Emekliye şöyle olsun, işçiye böyle olsun, mazota zam geldi …..” gibi. Tamamen beylik ve siyaseten hiç bir getirisi olmayan gaz alma cümleleriyle günü geçiştirmiştir.
Erdoğan ile ilişkiler böyle devam ederken kendi seçmenini ise “hiç bir siyasi getirisi olmayan mitinglerde” toplayıp, tabanını “söz dinleyen” zaman zaman da “Gaz verilen ” taban olarak dizayn etmiştir. Bunun da yine örnekleri var. Kırmızı Kart ile, ışıkları açalım kapatalım ile, haydi şurada toplanıp slogan atalım ile, otobüs üzerinden cep telefonlarının ışıklarıyla şarkılarla türkülerle ……pasif gaz vermiştir, gaz almıştır. Yani samimi ve etki alanı olan hiç bir muhalif tutum içinde olmamıştır. Kitlelerin gazını alıp, sorun çıkarmayacak kitleler haline getirmiştir.
Erdoğan ile ilişkileri en iyi seviyeye çıkaran, kendi kitlesini ise adeta pasifize eden Özgür Özel için bir de partinin içi, yönetimi gibi bir sorun oluşmuştur. Sadece Erdoğan veya halk ile olan ilişkileri değil, parti içi ilişkileri de ele almak gerekir. İşin en can alıcı noktası da budur .
Parti içinde yaşanan durum ise şöyle bir görüntü vermektedir. İddianamelere, medyaya ve kamuoyuna yansıtan bilgiler ışığında CHP maalesef “Yolsuzluk , hırsızlık , rüşvetlerle ….” anılır hale gelmiştir. Evet iddianamelerde ve medyada geçen suç ve suçlamalar henüz karara bağlanmamış, sanık olanlar ceza almamıştır. Bu doğrudur. Ama doğru olan bir gerçek daha vardır ki, ortaya çıkan deliller “Bize kumpas düzenleniyor.” diyerek geçiştirilemeyecek kadar da ciddi boyuttadır.
Banka dekontları, tapu kayıtları, SGK girişleri, ses kayıtları, video görüntüleri ….Bunların hepsi nesnel, maddi, somut delillerdir. İtirafçıları saymıyoruz bile. Yani bu kadar delilden “Hepsi sahte” diyerek kurtulmak mümkün müdür ? Ki Özgür Bey başta olmak üzere delillere “sahte “ diyebilen de yoktur . Tabiki yargı kararını bekleyelim ama “aklımızı da bir köşeye bırakıp sorgulama yapmayalım mı?” CHP’de yaşananlar sadece bunlar değildir. İş 18-20 yaşında kız çocuklarının 55-60 yaşındaki belediye başkanları ile otel odasında basılmasına kadar gitmiştir. Devletin polisi, devletin kamerası ile devletin görüntüleri ortadayken bunun daha neyini “mahkeme kararını bekleyelim” diyerek susacağız .
“Mahkemelerin vereceği kararı bekleyelim “ demek ve sadece oradan çıkacak sonuç olmadan susup oturmak insanın içindeki “Adalet , Ahlak ve Vicdan” kavramlarını yok etmektir. Tabii ki mahkemen sonucu olmadan asalım keselim linç edelim demiyoruz ama yaşananlara “sessiz kalmak” da toplum açısından utanç vericidir. Hele ki bir de bu durumlara sahip çıkmak başlı başına çürüme değil, yok oluştur .
Evrensel hukuki normların olduğu gerçeğiyle , evrensel ahlaki normlar olduğu gerçeğini örtbas edemeyiz. Ki hukuki normların oluşmasını sağlayan temel unsur zaten ahlaki normlardır.Adalet sağlamayan hukuka ise saygı duymak olası değildir .
Önemli ve tezat bir durumun da altını önemle çizmemiz gerekir. Mahkemelerde ortaya konulan bahse konu delilleri işaret ederek şu anda tutuklu olanların suç işlediklerine “kanaat getiren” bir halk kitlesi vardır. Bu insanlara sürekli olarak “Yargı karar vermedi, yargı karar versin, siz karar veremezsiniz.” denilmektedir . Ve bu insanlara sürekli “kanaatlerini geri çekmeleri “ telkin edilmektedir. O zaman aynı şeyi, tutuklu olanları savunan “Bunlar suçsuzdur, bunlar tertemizdir” diyenlere de demek gerekmiyor mu ? O halde siz elinizde bir yargı kararı olmadan bu tutukluları nasıl suçsuz ilan ediyorsunuz ? O halde siz de kimseyi suçsuz ilan edemezsiniz “Yargı karar vermedi, yargı karar versin, siz karar veremezsiniz.” demek gerekmez mi. Yargıda aklanmayan birine hangi sebeple ‘tertemiz’ denilmektedir .
Yeterince uzattık .
Özgür Bey’in Erdoğan’la olan ilişkisi ortadadır .
Özgür Bey’in kendi seçmeni / halkla ilişkisi ortadadır .
Bu ilişkileri somut bir şekilde örnekledik.
Fakat Özgür Bey’in CHP içinde yaşananlara dair tutumu ortada olunca – suçlama maksatlı değil – doğal olarak Özgür Bey’e dair algı soru işaretleriyle şekilleniyor.
Yani Özgür Bey siyaseten etkili bir muhalefet yapmak yerine ,Erdoğan’ın elini rahatlatan hamleler yapınca bizim değerlendirmelerimiz de buna göre oluyor.
Özgür. Bey siyasi bir denge gereği mi yoksa farklı sebeplerle mi bu hamleleri yapmaktadır . Özgür Bey’in Erdoğan’dan çekinmesini gerektirecek bir durum var mıdır ? Özgür Bey’in sessİzliğinin nedeni nedir ? Erdoğan, muhalefeti Özgür Bey üzerinizden mi kontrollü hale getirmek istemektedir ? “ Normalleşme” süreci “Anlaşma” sürecine evrilmiş midir ?Yani özetle Erdoğan’ elindeki turpla Özgür bey üzerinden CHP’yi yönetiyor mu ? sorusunu sormak gerekiyor .
Bu sebeplerle Özgür Özel herhangi bir açığı veya suçu varsa bunu kamuoyu ile paylaşmalıdır. Ve maalesef Özgür Bey’in hal/hareketlerine bakınca ciddiyetten uzak bir kişi görüyoruz. Özellikle otobüs üstünde yaptığı konuşmalarda , konuşan kişi CHP Genel Başkanı değil de tribünleri coşturmaya çalışan birini hatırlatıyor.Fakat zaman zaman da CHP’de oluşan sağlıksız havayı Özgür Özel’in jest ve mimiklerinde çok net görebiliyoruz.
Bunlar kesinlikle Özgür Bey’i küçük düşürmek için söylenen sözler değil ,samimi tespitlerim olarak görülmelidir.
Her ne kadar Özgür Bey’in hali üzücü olsa da süreç devam etmektedir. ARINMA sürecinde CHP’nin belediyelerine ve Ekosisteme dokunulmuş ama CHP’nin kurumsal kimliğine , parti yönetimine henüz dokunulmamıştır . Medyadaki haberleri ve siyasetteki gelişmeleri birleştirdiğimizde ‘CHP’de Arınma’nın ikinci aşamasına geçilmesi eli kulağında mı’ sorusunu sormadan edemiyoruz.
