Ortadoğu, kapitalist dünya sisteminin tarihsel olarak en kritik coğrafyalarından biridir. Bu kritik konum, yalnızca enerji kaynaklarının bolluğundan değil, aynı zamanda bölgenin dünya ticaret yollarının kavşak noktasında bulunmasından, Tarihsel‑Kültürel çeşitliliğinden, sınıfsal yapısının parçalı olmasından ve emperyalist güçlerin yüzyıllardır sürdürdüğü müdahalelerden kaynaklanır. Bu nedenle Ortadoğu, Üçüncü Paylaşım Savaşı’nın yalnızca bir cephesi değil, aynı zamanda merkezidir. Tekelci sermaye, bu bölgeyi yeniden şekillendirerek hem kendi birikim sürecini güvence altına almak hemde Dördüncü paylaşım savaşının hazırlıklarını tamamlamak istemektedir.
Ortadoğu’nun Tarihsel Bölünmüşlüğü, Emperyalizmin Yüzyıllık Mirası
Ortadoğu’nun bugünkü siyasal haritası, Birinci Paylaşım Savaşı’nın ardından İngiliz ve Fransız emperyalizmi tarafından çizilmiştir. Sykes‑Picot Anlaşması, bölgenin etnik, mezhepsel ve kültürel yapısını dikkate almadan, tamamen emperyalist çıkarlar doğrultusunda sınırlar belirlemiştir. Bu sınırlar, halkların birliğini parçalamış, Ulus‑Devletler yapay biçimde kurulmuş, bölgesel işbirlikçi sınıflar emperyalist güçler tarafından desteklenmiştir. Bu tarihsel bölünmüşlük, bugün hala Ortadoğu’nun temel çelişkilerinden biridir. Çünkü bölgedeki devletlerin çoğu, halkların tarihsel birikiminden değil, emperyalist çıkarların dayatmasından doğmuştur. Bu nedenle siyasal rejimler halklara değil, küresel sermayeye bağlıdır.
Enerji Kaynaklarının Kontrolü, Üçüncü Paylaşım Savaşı’nın Kalbi
Ortadoğu, dünya petrol rezervlerinin yaklaşık üçte birine, doğalgaz rezervlerinin ise önemli bir bölümüne sahiptir. Bu nedenle enerji kaynaklarının kontrolü, tekelci sermaye için yaşamsal önemdedir. ABD, AB, Rusya ve Çin gibi güçler, bölgedeki enerji hatlarını kontrol etmek için yoğun bir rekabet içindedir. Bu rekabet, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda askeri ve siyasal bir mücadeledir. Irak’ın işgali, Suriye’nin parçalanması, İran’ın çevrelenmesi, Yemen’in yıkımı, Filistin’in kuşatma altında tutulması bunların tamamı enerji hatlarının kontrolü üzerinden yürütülen bir hegemonya mücadelesidir. Enerji hatlarını kontrol eden güç, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal bir üstünlük elde eder. Bu nedenle Ortadoğu’daki savaş, enerji hatlarının yeniden paylaşımı üzerinden yürüyen bir stratejik mücadeledir.
Bölgesel İşbirlikçi Sınıfların Rolü: Tekelci Sermayenin Yerel Taşeronları
Ortadoğu’daki siyasal rejimlerin büyük bölümü, halkların değil, tekelci sermayenin çıkarlarını temsil eden işbirlikçi sınıflar tarafından yönetilir. Bu sınıflar, ekonomik kaynakları kontrol eden, siyasal iktidara yakın duran, ideolojik aygıtları yöneten ve halkın üzerinde bir tahakküm mekanizması kuran elit gruplardır. Bu sınıfların temel özellikleri şunlardır.
Küresel sermayeye bağımlıdırlar.
Halkların örgütlenmesini engellerler.
Devrimci hareketleri bastırırlar.
Ulusal ekonomiyi dışa bağımlı hale getirirler.
Etnik ve mezhepsel ayrımları derinleştirirler.
Bu sorunların toplamıdır Ortadoğu’daki siyasal rejimler, halkların değil, tekelci sermayenin çıkarlarını temsil eden araçlara dönüşmüştür.
Vekâlet Savaşları, Emperyalizmin Yeni Askeri Stratejisi
Üçüncü Paylaşım Savaşı’nın en belirgin askeri biçimi, vekalet savaşlarıdır. Tekelci sermaye, doğrudan askeri müdahaleye girmek yerine, bölgedeki işbirlikçi sınıfları ve onların kontrolündeki devletleri kullanarak savaş yürütür. Bu savaş biçiminin avantajları şunlardır.
Emperyalist güçler doğrudan sorumluluk üstlenmez.
Halkların tepkisi yerel aktörlere yönelir.
Savaş maliyeti düşer.
Bölgesel parçalanma derinleşir.
Enerji hatları ve ticaret yolları daha kolay kontrol edilir.
Bu nedenle Ortadoğu’daki çatışmalar, halkların değil, sermaye bloklarının çıkar çatışmalarının yansımasıdır.
Ortadoğu’nun Yeniden Şekillendirilmesi, Yeni Haritalar, Yeni Rejimler, Yeni Bağımlılıklar
Tekelci sermaye, Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek için üç temel strateji izlemektedir.
1. Devletlerin Parçalanması
Irak, Suriye, Libya gibi ülkeler etnik ve mezhepsel çizgiler boyunca parçalanmıştır. Bu parçalanma, tekelci sermayenin bölgeyi daha kolay kontrol etmesini sağlar.
2. Yeni Rejimlerin Kurulması
Emperyalist güçler, kendi çıkarlarına uygun rejimleri destekler, halkçı, bağımsızlıkçı veya sosyalist eğilimli rejimleri ise düşman ilan eder.
3. Ekonomik Bağımlılığın Derinleştirilmesi
Enerji, finans, teknoloji ve tarım alanlarında dışa bağımlılık artırılır, yerel ekonomiler küresel sermayeye entegre edilir. Bu süreç, Ortadoğu’nun geleceğini belirleyen temel dinamiklerden biridir.
Ortadoğu’nun Yeniden Düzenlenmesi ve Afrika’nın Hazırlanışı
Ortadoğu’nun yeniden düzenlenmesi, dördüncü paylaşım savaşının hazırlık aşamasıdır. Tekelci sermaye, Ortadoğu’daki enerji hatlarını ve siyasal rejimleri kontrol altına aldıktan sonra, gözünü Afrika’ya dikecektir. Afrika’nın devasa doğal kaynakları, genç nüfusu ve sömürüye açık yapısı, dördüncü paylaşım savaşının sahnesi olacaktır. Bu savaş, kısa süreli bir çatışma değil, iki yüz yıl sürecek uzun bir hegemonya mücadelesi olacaktır.
