HALKWEBYazarlarTekelci Sermayenin Küresel Yeniden Yapılanması: Ortadoğu Merkezli Üçüncü Paylaşım Savaşının Stratejik Dinamikleri

Tekelci Sermayenin Küresel Yeniden Yapılanması: Ortadoğu Merkezli Üçüncü Paylaşım Savaşının Stratejik Dinamikleri

Bu yeniden düzenleme sürecinin en belirgin araçlarından biri, vekalet savaşlarıdır.

0:00 0:00

Kapitalizmin tarihsel gelişim çizgisi, üretici güçlerin gelişmesiyle birlikte sermayenin genişleme zorunluluğunu sürekli olarak yeniden üretir. Bu genişleme, yalnızca ekonomik alanlarda değil, siyasal ve askeri alanlarda da kendisini gösterir. Tekelci sermaye, kendi birikim sürecini sürdürebilmek için yeni pazarlar, yeni enerji kaynakları, yeni ticaret yolları ve yeni hegemonya alanları yaratmak zorundadır. Bu zorunluluk, kapitalizmin emperyalist aşamasının temel belirleyenidir. Bugün yaşadığımız Üçüncü Paylaşım Savaşı, bu tarihsel zorunluluğun güncel biçimidir. Ortadoğu’nun bu savaşın merkezine oturması, bölgenin yalnızca enerji kaynakları açısından değil, aynı zamanda küresel güç dengeleri açısından taşıdığı stratejik önemden kaynaklanır.

Ortadoğu, dünya petrol ve doğalgaz rezervlerinin büyük bölümünü barındırmakta; küresel enerji akışının düğüm noktası olarak işlev görmektedir. Bu nedenle bölge, tekelci sermaye için vazgeçilmez bir hegemonya alanıdır. ABD, AB, Rusya ve Çin gibi güçler, bölgedeki enerji hatlarını, limanları, boğazları, boru hatlarını ve ticaret yollarını kontrol etmek için yoğun bir rekabet içindedir. Bu rekabet, yalnızca ekonomik çıkarlarla sınırlı değildir. aynı zamanda siyasal rejimlerin biçimlendirilmesi, ideolojik hegemonya kurulması ve bölgesel işbirlikçi sınıfların yeniden yapılandırılması gibi çok katmanlı süreçleri içerir. Bu nedenle Ortadoğu’daki savaş, görünürde devletler arası bir çatışma gibi sunulsa da, özünde tekelci sermaye bloklarının dünya coğrafyasını yeniden düzenleme girişimidir.

Bu yeniden düzenleme sürecinin en belirgin araçlarından biri, vekalet savaşlarıdır. Tekelci sermaye, doğrudan askeri müdahaleye girmek yerine, bölgedeki işbirlikçi sınıfları ve onların kontrolündeki devletleri kullanarak savaş yürütür. Bu nedenle Ortadoğu’da yaşanan çatışmalar, halkların değil, sermayenin ve Tekellerin çıkar çatışmalarının yansımasıdır.

Irak’ın işgali, Suriye’nin parçalanması, Yemen’in yıkımı, Filistin’in sürekli kuşatma altında tutulması, İran’ın çevrelenmesi, Türkiye’nin bölgesel rolünün yeniden tanımlanması bunların tamamı Üçüncü Paylaşım Savaşı’nın cepheleridir. Bu cephelerde savaşanlar halklardır, fakat savaşın gerçek tarafları tekelci sermayenin kendisidir.

Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi, yalnızca enerji kaynaklarının kontrolüyle sınırlı değildir. Aynı zamanda bölgenin siyasal haritasının yeniden çizilmesi, Ulus‑Devletlerin parçalanması, etnik ve mezhepsel fay hatlarının derinleştirilmesi, toplumsal dokunun zayıflatılması ve bölgesel işbirlikçi sınıfların güçlendirilmesi gibi süreçleri içerir.

Bu süreç, emperyalizmin klasik “Böl ve Yönet” stratejisinin güncel biçimidir. Tekelci sermaye, bölgedeki halkların birliğini engellemek, sınıf bilincini dağıtmak ve Devrimci potansiyeli bastırmak için etnik, mezhepsel ve kültürel ayrımları derinleştirir. Bu nedenle Ortadoğu’daki savaş, yalnızca askeri bir savaş değil, aynı zamanda ideolojik ve toplumsal bir savaştır.

Bu savaşın bir diğer boyutu, enerji hatlarının yeniden düzenlenmesidir. ABD’nin Irak işgali, Rusya’nın Suriye müdahalesi, Çin’in Kuşak‑Yol ( Asya’dan Avrupa’ya uzanan kara ve demiryolu bağlantılarını kapsar; Orta Koridor gibi Türkiye’nin de dahil olduğu güzergahlar içerir.) projesi, Körfez ülkelerinin enerji yatırımları, Türkiye’nin enerji koridoru olma iddiası bunların tamamı enerji hatlarının kontrolü üzerinden yürütülen bir hegemonya mücadelesidir. Enerji hatlarını kontrol eden güç, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal bir üstünlük elde eder. Bu nedenle Ortadoğu’daki savaş, enerji hatlarının yeniden paylaşımı üzerinden yürüyen bir stratejik mücadeledir.

Tekelci sermayenin Ortadoğu’daki yeniden yapılanma hamlesi, aynı zamanda bölgesel işbirlikçi sınıfların güçlendirilmesini içerir. Bu sınıflar, küresel sermayenin çıkarlarını temsil eden, halklardan kopuk, siyasal iktidarı elinde tutan ve ekonomik kaynakları kontrol eden elit gruplardır. Bu gruplar, kendi halklarına karşı değil, küresel sermayenin çıkarlarına göre konumlanır. Bu nedenle Ortadoğu’daki siyasal rejimler, halkların değil, tekelci sermayenin çıkarlarını temsil eden araçlara dönüşmüştür. Bu durum, bölgedeki siyasal istikrarsızlığın temel nedenidir.

Üçüncü Paylaşım Savaşı’nın Ortadoğu merkezli olması, aynı zamanda küresel güç dengelerinin değişmekte olduğunu gösterir. ABD’nin hegemonik gücü zayıflamakta; Çin yükselmekte, Rusya bölgesel bir güç olarak yeniden sahneye çıkmakta, AB ise ekonomik bir güç olarak varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Bu güçlerin Ortadoğu’daki çıkarları çatıştığında, bölge çok katmanlı bir savaş alanına dönüşür. Bu nedenle Ortadoğu’daki savaş, yalnızca bölgesel bir savaş değil, aynı zamanda küresel güçlerin hegemonya mücadelesinin bir parçasıdır.

Bu tablo, kapitalizmin tarihsel olarak tıkandığını gösterir. Sistem, kendi iç çelişkilerini çözemez hale gelmiş; genişleme zorunluluğu yeni savaş alanları yaratmak dışında bir çıkış yolu bırakmamıştır. Bu nedenle Ortadoğu’daki yeniden paylaşım tamamlandığında, tekelci sermaye gözünü Afrika’ya dikecektir. Afrika’nın devasa doğal kaynakları, genç nüfusu ve sömürüye açık yapısı, dördüncü paylaşım savaşının sahnesi olacaktır. Bu savaş, kısa süreli bir çatışma değil, iki yüz yıl sürecek uzun bir hegemonya mücadelesi olacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI