HALKWEBYazarlarKürt Sorunu Tek Başına Ulusal Bir Sorun Değil, Ayrıca Sınıf Mücadelesinin De...

Kürt Sorunu Tek Başına Ulusal Bir Sorun Değil, Ayrıca Sınıf Mücadelesinin De En Önemli Cephesidir

Kürt sorununun sadece kendi başına ulusal bir sorun olarak tanımlandığı sürece çözümsüz kalır. Çünkü sorun, ulusal olduğu kadar sınıfsal bir sorundur.

0:00 0:00

Küresel sermayenin kandan beslenen Emperyaist politikası, Ortadoğunun şekillenmesiyle başlayan üçüncü paylaşım savaşının insanlık tarihindeki hafızasıdır. Bu hafızayla konuya baktığımızda, Kürt Halkı Neden Hep Savaşın Ortasında olduğunu daha iyi anlarız.

Ortadoğu’nun yüzyıllık paylaşım haritası, yalnızca ulusal sınırların değil, sınıfsal çıkarların da kanla çizildiği bir coğrafyadır. Kürt halkı, Birinci Paylaşım Savaşı’ndan bu yana emperyalist güçlerin petrol, su ve ticaret yolları üzerindeki hesaplaşmalarının tam ortasında tutuldu.

Sykes-Picot’tan Lozan’a uzanan süreç, Kürt halkının statüsüz bırakılmasının sadece tarihsel bir hata olarak görmek değil; uluslararası sermayenin bölgeyi yönetilebilir kılmak için bilinçli bir tercihi olduğunu gösterir. Kürt coğrafyasının dört parçaya bölünmesi, halkın hem siyasal hem ekonomik olarak kontrol altında tutulmasını sağlayan bir mekanizma olarak tasarlandı. Çünkü Emperyalizm ve onların yerli işbirlikçileri, bu bölünmeyi, yalnızca ulusal bir baskıyla değil, Kürt Halkı Emekçilerinin, Köylülerinin, İşçilerinin ve yoksul emekçi halkları üzerindeki sınıfsal sömürüsünü derinleştiren bir düzenin inşasıdır.

Kürt Halkına Yönelik Düşmanlık sadece Ulus-Devletlerin değil, Küresel Sermaye ve onların işbirlikçileri düzeninin politikasıdır. Bu politikanın uygulanabilmesi için, Kürt halkına yönelik baskı, yalnızca Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerinin iç politikalarının sonucu değildir. Bu baskı, uluslararası sermayenin Ortadoğu’daki çıkarlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Musul-Kerkük petrol sahaları, emperyalist güçlerin Kürtlerin statüsünü yok saymasının temel nedenidir. Kürtlerin özgürlük talebi, enerji hatlarını, askeri üsleri ve ticaret koridorlarını tehdit eden bir unsur olarak görülüyor. Bu nedenle Kürt sorunu, bir ulusal kimlik sorunu olduğu kadar, kapitalist düzenin bölgesel çıkarlarının dayattığı bir sınıf sorunudur. Bu anlamıyla Rojavadaki mücadele çizgisi, Rojava Devriminin Ulusal Sorunun Sınıf Karakterinin Açığa Çıkardı.

Suriye’de ortaya çıkan Rojava deneyimi, Kürt sorununun sınıf karakterini en açık biçimde görünür kılan tarihsel bir kırılmadır. Kadın özgürlüğünü merkeze alan, yerel meclislerle örgütlenen, çok etnisiteli ve çok inançlı Demokratik Özyönetim modelidir. Bu anlamıyla, Tarihsel süreçten gelen Kürt Halk sorunu ile Rojava devrimi yalnızca ulusal baskıya değil, kapitalist modernitenin Erkek egemen, merkeziyetçi ve sömürüye dayalı yapısına karşı yükselen Devrimci bir çizgiyi, Dünya Emekçi halklara, Ezilen haklı ve Mazlumlar ile Devrimci-Sosyalistlere bir alternatif olarak sundu. Aslında Emperyalizm ve onların işbirlikçileri ile, toplumu yöneten Karşı Devrimci güçlerin Rojava’nın hedefe alınmasının nedeni budur. Çünkü Rojava, Kürt Halkının özgürlük mücadelesini sosyal mücadele ile, Sınıfsal ve Devrimci dönüşümle birleştirdi. Bu birleşme, emperyalist güçlerin ve bölge Devletlerinin tüm hesaplarını bozdu.

Suriye’de öngörülen zayıf nokta üzerinden, Eğemen güçlerin başlattiği Üçüncü paylaşım savaşında kozlarını bölüşen bir savaştır. Paylaşım Savaşının En Sert Cephesi Kürt Emekçilerinin Üzerinde Suriye Geçiş Hükümeti’nin Türkiye destekli silahlı gruplarla birlikte Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelttiği saldırılar, yalnızca askeri bir operasyon değil, Rojava Devrimi’ni boğma girişimidir. Bu saldırılar ayrıca, Emperyalist güçlerin bölgeyi yeniden dizayn etme planlarının bir parçasıdır.

ABD, Rusya ve Avrupa güçleri, Rojava’yı Kürt halkının talepleri doğrultusunda Devrimci süreci değil, kendi çıkar hesapları doğrultusunda bir denge unsuru olarak kullanmak isteyecekler. Ancak Kürt Halkının Özgürlük iradesi güçlendiğinde bu dengeyi bozacak her adımı engelleyecektir. Bu tablo, Kürt halkının bugün yaşadığı saldırıların ulusal değil, sınıfsal bir karakter taşıdığını açıkça gösterir.

Günümüzde dört parça Kürt Halkının yaşadığı Coğrafyada, Ulusal Baskı ile Sınıfsal Sömürü Birbirine Bağlıdır. Kürt halkı bugün dört parçada farklı biçimlerde ama aynı tarihsel çizgi içinde mücadele etmektedir. Türkiye’de devletin baskı politikaları, Irak Kürdistanı’nda bölgesel güçlerin çıkar çatışmaları, İran’da halk ayaklanmalarının bastırılması ve Suriye’de Rojava’nın kuşatılması, aynı stratejik hattın parçalarıdır.

Kürt halkının ulusal özgürlük talebi, Kürt emekçilerinin sınıfsal ve sosyal mücadelesinin ulusal ve uluslararası Devrimci-Sosyalist mücadelesiyle birleşmedikçe Kürt halkı üzerindeki Emperyalizmin barbar ve Kan emici baskıcı katliamları ortadan kalkmaz. Bu perspektivle, Aydın, Demokrat, İlerici ve çözümden yana tavır gösterecek olan her bireyin, öncelik görevleri arasında olmalıdır.

Kürt sorununun sadece kendi başına ulusal bir sorun olarak tanımlandığı sürece çözümsüz kalır. Çünkü sorun, ulusal olduğu kadar sınıfsal bir sorundur. Kürt Halkının Küresel Sınıf Mücadelesinin yeni alanı, Bugün Berlin’den Paris’e, Stockholm’den Toronto’ya kadar diasporada, Kürt halkının uluslararası meşruiyetinin en güçlü ifadesidir. Ancak Diaspora aynı zamanda, Kürt emekçilerinin küresel kapitalist sisteme karşı mücadelesinin yeni bir cephesidir.

Avrupa’daki Kürt Halkının İşçileri, göçmen Emekçileri ve gençliği, hem ulusal baskıya hemde sınıfsal sömürüye karşı örgütlenmektedir. Bu durum, Kürt Halkının mücadelesini ulusal sınırların dışına taşımakta ve uluslararası işçi sınıfı hareketiyle buluşturma potansiyeli yaratmaktadır.

Kürt Sorunu aynı zamanda bir Sınıf Sorunudur. Çözümü Devrimci-Sosyalist mücadelenin bileşenleri ile, Kürt Halkının talepleri, bugün yalnızca ulusal bir kimlik mücadelesi yürütmüyor. Aynı zamanda kapitalist düzenin Ortadoğu’daki sömürü mekanizmalarına karşı tarihsel bir direniş veriyor. Rojava, bu direnişin sınıfsal karakterini en açık biçimde ortaya koyan Devrimci bir deneyim ve Erkek eğemen sistemine karşı verilen bir Kadın devrimidir.

Bu nedenle Kürt sorununun çözümü, ulusal sınırlar içinde değil, Kürt halkının özgürlük mücadelesi ile bölgenin ve dünyanın işçi sınıfı mücadelesinin birleşmesindedir. Kürt halkının özgürlüğü, Ortadoğu’nun özgürlüğüdür. Ortadoğu’nun özgürlüğü ise, kapitalist sömürü düzenine karşı yürütülen sınıf mücadelesinin başarısına bağlıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI