Özgür Özel’in doğrudan kendisinin kontrolünde olan bir haber kanalı için düğmeye basması, ‘CHP’ye yakın’ olarak bilinen medyada hem hareketlilik hem de rahatsızlık yarattı.
Sedat Peker’in varlığıyla gurur duyan Yılmaz Özdil’in SZCTV’nin başına geçmesiyle birlikte kanalın yeni yayın çizgisinin hem CHP genel merkezini hem de Saraçhane ve İmamoğlu ekibini tatmin etmeyen bir seyir izlemeye başlaması, Özel’i yeni arayışlara yönlendirdi.
Halk TV ve Cafer Mahiroğlu’nun da önümüzdeki dönemde gelen baskılar karşısında farklı bir çizgiye evrilebileceği kaygısı da bunun bir nedeni. Tabii ki tek neden de bu değil.
2027 sonbaharında ya da 2028’de yapılacak genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP’nin adayının kim olacağı henüz belirsiz.
38. Olağan Kurultaydan bu yana savunduğum ‘İlk seçimde CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Özgür Özel olacak’ iddiamın o gün de arkasındaydım bugün de arkasındayım.
Ancak Özgür Özel, kendi cumhurbaşkanı adaylığı sırasında tamaen kendi kontrolünde olmayan bir medyanın nasıl bir pozisyon alacağını kestiremiyor.
Neticede haksız da değil. 2023 seçimlerinde sözde ‘CHP’nin medyası’ denen kimi kanalların Kemal Kılıçdaroğlu’nun arkasından çevirdikleri oyunların birinci şahitlerinden.
‘Kazanacak aday’ paravanının arkasına saklanan tartışmanın günlerce ve gecelerce o keranlarda nasıl Kılıçdaroğlu’nu yıpratma kampanyasına dönüştüğünü hep birlikte izledik.
Bu gereçelerle Özel, Adana’da yayın yapan KOZA TV‘nin yeniden yapılandırılarak ulusal haber kanalına çevrilmesi için talimat verdiği medyaya yansıdı.
Kanalın başında SZCTV’nin önceki yayın yönetmeni Özgür Çakmakçı’nın olacağı ve kaddroların da büyük oranda eski SZCTV ekibinden oluşacağı söyleniyor.
Özgür Özel’in yeni kanalın gerekçesini milletvekilleriyle yaptığı toplantıda “Bir buçuk televizyonumuz var” diyerek dile getirmesi basına yansıyınca, Sözcü TV Genel Müdürü Güney Öztürk, bir açıklama yaparak kendilerinin ‘CHP’nin buçuğu’ olmadıklarını şu sözlerle anlattı:
“CHP dâhil hiçbir siyasi partiden para, sponsorluk ya da herhangi bir maddi destek almamaktayız. Siyasi partilerle, siyasetçilerle ya da herhangi bir güç odağıyla maddi ilişkiler ve menfaat temelli temaslar kurmak, ilkesel olarak karşı olduğumuz bir tutumdur.”
Şüphesiz KOZA TV’nin kurulacak olması ve Özgür Özel’in ‘bir buçuk kanal’ çıkışı en büyük rahatsızlığı Halk TV ve Cafer Mahiroğlu cephesinde yaratmış.
İBB operasyonu ile ülkeyi terk eden ve mali bir krize girdiği iddia edilen Halk TV’nin patronu Cafer Mahiroğlu’nun KOZA TV projesinin kendisine alternatif bir medya oluşumu olduğunun farkında.
Zaten bu yüzden çok kızmış ve kanal yöneticilerine “Bundan sonra Halk TV ekranında Özgür Özel dışında CHP’li görmek istemiyorum” demiş.
Tabii ki genel başkana sansür uygulanamayacağına göre, Halk TV’nin sansüründen diğer CHP’liler etkilenecek en çok.
Bu sansüre Halk TV’nin avukatı Sebla Öztürk Başarır’ın eşi CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır da dahil mi onu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Belki de eş durumundan bir istisna sağlanır.
Ancak Cafer Mahiroğlu’nun CHP genel merkezine koyduğu mesafe, Saraçhane’ye daha yakın bir konumlanmayla mı sonuçlanır yoksa ‘merkez medya’ söylemi ile daha ölçülü bir muhalif kanal olma yoluna mı girecek bunu da zamanla göreceğiz.
KOZA TV’nin bu durumda ‘Görkemli Hatıralar’a alternatif bir ‘format’ yaratması, bu ilişkinin şeklini de seyrini de büyük oranda belirleyecek!
KOZA TV’nin büyüyerek ulusal ölçekte yayıncılığa başlaması tabii ki medya emekçileri için büyük bir imkan. Özellikle TELE1’e kayyum atanması ile işsiz kalan bir çok gazeteci için yeni bir mecra olabilir.
Ancak süreci çok iyi bilen bir gazeteci büyüğüme bu durumu sorduğumda ‘TELE2 ekibi de bu durumdan rahatsız’ dedi.
Nedeni ise Özgür Özel’in TELE1’e kayyum atanmasının ardından “TELE1’e kayyum atadılar, TELE1’deki arkadaşlar bir stüdyoya geçtiler oradan yayın yapıyorlar Yakında televizyonunuza da çıkaracağız onları. TELE2’yi izlemeye hazır mısınız?” şeklindeki açıklaması.
Özel’in TELE1 ekibine yeni bir kanal kuracaklarını açıklamasının ardından CHP’den bu yönde hiçbir girişiminin olmaması ve üzeirne KOZA TV projesi ile ortaya çıkmaları TELE2 ekibinin de tepkisini çekmiş.
Duyduğuma göre TELE1’e düzenlenen operasyonun ilk günlerinde söylenen bu sözler unutulmuş ve TELE2 ekibi de YÖN Radyo’nun kendilerine tahsis ettiği stüdyoda kendi imkanları ile yayınlarını YouTube’da sürdürmeye gayret ediyor.
Bir yanda kendilerini ‘buçuk’ gören SZCTV, diğer yanda verilen sözlerle beklenti yaratılan ancak beklentileri tersine dönen TELE2 ekibi, diğer yanda yeni kanal girişimini ‘kendisine karşı güvensilik’ olarka gören HALK TV ve Cafer Mahiroğlu…
CHP yönetiminin önümüzdeki günlerde kendi medyasında ortaya çıkacak güç savaşını nasıl yöneteceği ise seçimin kaderi açısından da önemli. Bakalım partinin medyadan sorumlu genel başkan yardımcısının ezcacılık konusundaki deneyimleri, medya konusundaki krizleri çözmeye yetecek mi yoksa tam da seçim öncesinde CHP ile medyası arasında yeni bir savaşa mı tanıklık edeceğiz? Tüm bunları yaşayarak göreceğiz.
Tarihten ibret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?
