HALKWEBYazarlarKüresel Sermayenin Haydutluğu

Küresel Sermayenin Haydutluğu

ABD ve AB üçüncü dünyadaki işbirlikçileriyle tepişirken, savaşın faturasını, yoksul emekçilere ödetiyorlar.

0:00 0:00

Küresel sermayenin, Üçüncü paylaşım savaşını Kıtalar savaşına dönüştürdüğü Ortadoğudaki güçler dengesi üzerinden, Ekonomik, Ticari ve Tekniolojik savaş çerçevesinde yeni bir biçime dönüşüyor. Bir taraftan Uluslararası hukuk normlarına uyma zorunluluğu olmayan yeni Tekniolojik faaliyet yürüten Şirketler, Diğer taraftan eski Ticari ilişkilere göre uluslararsı hukuka bağlı geçersiz bir ticaret var. Bu durum aynı zamanda, Tekelci sermaye ile İşbirlikçileri arasındaki bir savaştır. Fakat faturasını yoksul emekçi halklara ve çalışan emekçilerin sömürüsünü daha katmerleştiren ve hukuk tanımayan baskı ve Tahakkümlerle, Demokrasinin kırıntısını işletmeyen üçüncü dünya ülkeleri ile, İleri kapitalist ülkelerdede yine savaşın faturası emekçi yoksul insanlara kesiliyor.

CoronaWirus ve Ukraynadaki savaşı değerlendiren birçok yazımdada bu konu hakkında yazmıştım. Küresel sermaye, Dünya gelirin %80’ini, Dünya Nüfusunun %20’si paylaşıyor. Bu paylaşmada %7’si işbirlikçi burjuvazi olan üçüncü dünya ülkeleridir ve Küresel sermaye, Ortadoğuda devam eden Üçüncü Paylaşım savaşı bahanesiyle, %7’yi sırtından atmak istiyor.

Küresel sermayenin Jandarmalığını yapan ABD bu konuda sınırsız yetkilidir. AB ülkeleri ise, ABD’nin yaptırımlarına seyirci kalmak zorundalar ve AB ülkeleri Sosyal patlamayı engellemek için, daha çok sert yasalarla, Sosyal Devlet projesini kısıtlıyorlar.

Dolayısıyla, ABD ve AB üçüncü dünyadaki işbirlikçileriyle tepişirken, savaşın faturasını, yoksul emekçilere ödetiyorlar. Yani savaşta cepheye sürülen asker yerine, tüm yoksul halkları dahada yoksullaştırarak savaşın içine almış.

Küresel Sermaye, Ortadoğudaki projelerinde anlaşma sağlayınca,                                             Oradaki toplumlar arasında çatıştırmaları yöneterek, artık devletlere kayak atamaya başladı.

Venezuela’da Nicolás Maduro ve eşini esir alma eylemi, Zarrab tipi bir itirafçı, ya da, üçüncü dünya ülkelerindeki hukukta sıkça raslanan itirafçı uygulaması da olabilir mi?

Bu soru muhtemeldir ve eğer böyle bir uygulama su yüzüne çıkarsa, bundan çokça işbirlikçi devletler nasibini alacak gibi gözüküyor.  Çünkü, ABD ve AB üçüncü dünya ülkelerindeki değerli madenlere, uyuşturucuyla kontrol edilemeyen kara para hareketliliğini ve bu organizasyondaki devletleri açığa çıkartmak adına yeni bir yöntem de olabilir mi?

Çünkü birçok üçüncü dünya ülkelerindeki devletlerin Venezuelada uyuşturucu kaçakçılığına bulaştıkları açığa çıkmiş durumda…”

YAZARIN DİĞER YAZILARI