HALKWEBYazarlarKötülük, Güç ve Emperyalizm

Kötülük, Güç ve Emperyalizm

Bugün emperyalizm bayrak dikerek işlemiyor. Bir ülkenin parasını, enerjisini, güvenliğini kontrol ediyorsanız, oradasınızdır. Seçimler yapılır ama kararlar başka merkezlerde alınır. Buna egemenlik değil, bağımlılık denir.

0:00 0:00

Kötülük bir günde ortaya çıkmaz. Sessiz gelir. Önce makul görünür, sonra normalleşir. Tarih bunu defalarca gösterdi.

1930’ların Almanya’sında insanlar canavar değildi. Yorgundular, yoksuldular, korkuyorlardı. Bu ortamda bazı siyasal kadrolar ortaya çıktı ve “düzen kuracağız” dedi. Sermaye çevreleri, bürokrasi ve propaganda bu sözleri yaydı. İlk başta bu sözler alkışlandı. Çok geçmeden itiraz edenler susturuldu. Kimse toplama kamplarını konuşmuyordu. Güvenlik konuşuluyordu, istikrar konuşuluyordu. Kötülük böyle yerleşti.

Latin Amerika’da da benzer şeyler yaşandı. Şili’de sandıkla gelen bir yönetim “istikrarsızlık” gerekçesiyle hedef alındı. Ardından darbe geldi. Binlerce insan öldürüldü, kaybedildi, işkenceden geçti. Kararlar başka yerlerde alındı. Bedelini sokaktaki insanlar ödedi. Yıllar sonra olan biten “o günler zordu” denilerek kapatıldı.

Irak’ta özgürlük denildi. Kitle imha silahları olduğu söylendi. Sonra anlaşıldı ki yoktu. Ama bir ülke yıkıldı. Milyonlarca insan öldü ya da yerinden oldu. Bu, basit bir hata değildi. Sonuçları bilinen bir tercihti.

Bu örneklerin ortak yanı açık:
Hiçbiri “kötülük yapıyoruz” diye başlamadı.
Her seferinde geçerli görünen bir gerekçe vardı.

ABD’nin kendini dünyanın düzen kurucu gücü olarak görmesi de bu çizginin devamı. Güç denetlenmediğinde hukuk geri çekilir. İnsan hayatı sayıya dönüşür. Kararları alanlar hesap vermez. Çünkü her zaman “daha büyük bir amaç” vardır. Kimin amacı olduğu ise pek sorulmaz.

Bu gücün arkasında sadece askeri güç yok. Para düzeni de var. Doların dünya üzerindeki yeri, savaşların maliyetini görünmez kılıyor. ABD borçlanıyor ama sarsılmıyor. Çünkü borç kendi bastığı parayla. Yük, başka toplumlara dağılıyor.

Bugün emperyalizm bayrak dikerek işlemiyor. Bir ülkenin parasını, enerjisini, güvenliğini kontrol ediyorsanız, oradasınızdır. Seçimler yapılır ama kararlar başka merkezlerde alınır. Buna egemenlik değil, bağımlılık denir.

Asıl mesele burada başlıyor. Bu düzen yalnızca dışarıdan zorla kurulmaz. İçeride sessizlikle büyür. Haksızlık görülür ama “şimdi sırası değil” denir. Hukuksuzluk bilinir ama “daha kötüsü olur” korkusuyla susulur. Kötülük böyle kalıcılaşır.

Bu tablo karşısında ülkelerin yapması gereken şey karmaşık değil. Ne büyük laflar ne hamasi çıkışlar… Önce hukuku savunmak, çok taraflılığı güçlendirmek, güce göre değil ilkeye göre pozisyon almak. Kısa vadeli çıkar uğruna sessiz kalmamak. Çünkü bugün “bana dokunmuyor” denilen her adaletsizlik, yarın kapıya dayanır. Güçle uyum sağlamak geçici rahatlık verir; ilkeye tutunmak ise kalıcı güvenlik sağlar.

Zorbalık karşısında tarafsızlık yoktur.
Susmak da bir tercihtir.
Ve tarih, susanları da yazar.

YAZARIN DİĞER YAZILARI