HALKWEBYazarlar25 Milyon İmza, 15 Milyon Oy: Balon Masallar Patladı, CHP’nin Adaylık Fiyaskosu...

25 Milyon İmza, 15 Milyon Oy: Balon Masallar Patladı, CHP’nin Adaylık Fiyaskosu Ortaya Çıktı

Siyaset, sloganla değil; hakikatle yapılır. Rakamlar, gerçeği anlatmak için vardır; gerçeğin yerine geçmek için değil.

0:00 0:00

Türkiye siyasetinde bazı iddialar vardır; doğruluğu tartışılmasın diye sürekli tekrar edilir. Tekrar edildikçe hakikat sanılır, sorgulayanlar “aykırı”, itiraz edenler “hain” ilan edilir. Siyaset, akılla değil, alkışla yürütülür. Modern çağın bu yeni siyasal dili, gerçeği ikna etmeye değil; kitleleri inandırmaya odaklanır.

“Ekrem İmamoğlu’na 15 milyon oy verildi” iddiası, işte bu çağın tipik bir siyasal masalıdır. Ardından eklenen “25 milyon imza topladık” söylemi ise aynı masalın daha kaba, daha gürültülü, daha örgütsel bir versiyonudur.

Ortada doğrulanmış bir gerçek yoktur; ama ısrarla inşa edilen bir anlatı vardır ve bu anlatı, CHP’de adaylık meselesini siyasal aklın değil, mitolojinin alanına sürüklemektedir. Bugün yaşanan şey, bir aday belirleme süreci değil; meşruiyet simülasyonudur.

Rakamların Büyüsü: 15 Milyon Ne Anlatır, Ne Gizler?

Ekrem İmamoğlu’na atfedilen “15 milyon oy”, bir cumhurbaşkanlığı oyu değildir.

Bu oylar:
• YSK güvencesi olmadan,
• Hukuki bağlayıcılığı bulunmadan,
• Rakip aday içermeden,
• Seçmen tanımı netleştirilmeden,
• Denetim mekanizması kurulmadan,

CHP’nin düzenlediği, parti dışı oy kullanımına açık, sonucu hiçbir anayasal karşılık üretmeyen bir temayül/önseçim sürecinde kullanılmıştır.

Bu sözde “oyların” bazı bölgelerde, o bölgedeki toplam seçmen sayısından bile fazla çıktığı, parti içi veriler ve sahadan gelen bilgilerle dile getirilmiştir.

Yani:
• Sandık yok,
• Seçmen listesi yok,
• Kimlerin oy kullandığı belirsiz,
• Ama sonuçlar milyonlarla ifade ediliyor.
Bu tablo, siyasal abartının ötesinde, istatistiksel imkânsızlık üretmektedir. Siyasal sosyolojide bunun adı irade değil, organizasyonel mobilizasyondur. Bir bölgede kayıtlı seçmen sayısından fazla “oy” çıkıyorsa, ortada halkın tercihi değil, merkezden kurgulanmış bir sayı vardır.

Dolayısıyla bu rakam:
• Bir seçim sonucu değildir,
• Bir halk iradesi beyanı değildir,
• Bir adaylık meşruiyeti üretmez.

En fazla şunu gösterir: CHP örgütünün belli merkezlerde, belli reflekslerle kitleyi harekete geçirebildiğini.

Denetimsiz bir temayül, ulusal seçim sonucuymuş gibi sunulur; bölgesel tutarsızlıklar, matematiksel çelişkiler, seçmen fazlalıkları bilinçli biçimde örtülür. Çünkü amaç hakikati anlatmak değil, inanılmasını sağlamaktır.

15 Milyonun Gerçek İşlevi: Adaylık Değil, Zırh Üretimi

“15 milyon oy” anlatısı bir adaylık göstergesi değil, siyasal bir koruma kalkanıdır.
Bu anlatı, Ekrem İmamoğlu’nun İBB’ye yönelik olası ve yaklaşan idari, hukuki ve siyasi süreçler öncesinde aceleyle inşa edilmiş bir zırhtır. Amaç seçim kazanmak değil; dokunulmazlık algısı üretmektir.

Verilen mesaj şudur:
“Bana yöneltilen her hamle, 15 milyona yönelmiş sayılacaktır.”

Bu demokratik meşruiyet değildir; siyasal literatürde karşılığı olan bir yöntemdir: önleyici meşruiyet şantajı. Yargı ile siyaset arasına kitle rakamlarıyla çekilmiş bir set, hukuki süreçleri siyaseten pahalı hâle getirme girişimidir.

Bu yüzden rakamlar büyür, süreçler hızlanır, eleştiriler bastırılır. Çünkü zırhın etkili olabilmesi için kalın görünmesi yeterlidir; sağlam olması gerekmez.

Hukuki Gerçek: Adaylık Sloganla Değil, Şartlarla Doğar

Türkiye’de cumhurbaşkanı adaylığı yalnızca siyasal değil, anayasal bir statüdür. Bu statünün vazgeçilmez koşulları vardır ve bunlar pazarlık konusu değildir.

Cumhurbaşkanı adayı olabilmek için yükseköğrenim mezunu olmak zorunludur.
Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin kamuoyunda ciddi hukuki ve idari tartışmalar bulunmaktadır.

Bu mesele:
• Basit bir polemik değildir,
• Sosyal medya dedikodusu hiç değildir,
• Adaylık ehliyetini doğrudan ilgilendiren nesnel bir hukuki sorundur.

Diplomanın hukuki geçerliliği kesinleşmeden, “15 milyon” üzerinden meşruiyet inşa etmek; hukuku askıya alıp sloganı hukukun yerine koymaktır.

Hukuki Süreç Yoksa, Adaylık da Yoktur

Türkiye’de cumhurbaşkanı adaylığı şu adımlarla başlar:
1. Seçim kararı alınır (TBMM veya YSK tarafından)
2. YSK seçim takvimini ilan eder
3. Aday başvuruları bu takvim içinde yapılır
📌 Seçim kararı yoksa
📌 YSK takvimi yoksa
→ Hukuken adaylık yoktur

Bugün bu koşulların hiçbiri yokken, üzerine bir de adaylık şartları tartışmalı bir isim için “15 milyonun adayı” söylemi üretmek bilinçli bir meşruiyet simülasyonudur.

25 Milyon İmza Masalı: Zırhın Kalınlaştırılması

Devreye bu kez “25 milyon imza” anlatısı sokulmuştur.
Özgür Özel’in miting alanına TIR’la girişi, içinde Ekrem İmamoğlu ve “erken seçim” talebi için toplandığı iddia edilen 25 milyon imza…

Ama sahadaki gerçek şudur:
• İl ve ilçe başkanlıklarında,
• Genel merkez baskısıyla,
• Üyelerin büyük bölümünün haberi olmadan,
• Telefon numaraları yazılarak,
• İsim listeleri doldurularak
oluşturulmuş listeler…

Sahadan gelen bilgiler, bu imzaların çok büyük bir kısmının, adı geçen kişilerin bilgisi dışında yazıldığını göstermektedir. Bu bir imza kampanyası değil; örgütsel zorlamayla üretilmiş bir siyasal dekordur.

Eğer CHP kendine güveniyorsa, çözüm basittir:
Noter denetimi.
Bağımsız meslek örgütleri.
Şeffaf tasnif.
Ama yapılmaz. Çünkü mesele doğrulama değil; gösteri üretmektir.

Erken Seçim Yanılsaması: İmzayla Değil, Siyasetle Olur

Erken seçim, imza kampanyalarıyla değil; etkili, tutarlı ve halkın gerçek sorunlarına yaslanan bir muhalefetle olur.

Erken seçim, TIR’lara yüklenen listelerle değil; hayat pahalılığına, adaletsizliğe, işsizliğe, güvencesizliğe karşı sahada kurulan siyasal basınçla gelir. Parti enerjisini Silivri senaryolarına, kişisel zırh üretimine ve savunma reflekslerine harcayan bir muhalefet erken seçim yaratamaz.

Erken seçim, kendini kurtarmaya çalışan aktörlerle değil; halkın derdiyle dertlenen, halkla yüz yüze gelen, halkın hayatına dokunan bir siyasal hatla mümkündür. Aksi hâlde imzalar çoğalır, sloganlar büyür ama siyasal sonuç değişmez.

Acı Ama Kaçınılmaz Gerçek

Ekrem İmamoğlu:
• 15 milyonun adayı değildir,
• Hukuken başlamamış bir sürecin adayı olamaz,
• Adaylık şartları ciddi biçimde tartışmalıdır,
• Ulusal ölçekte cumhurbaşkanlığı seçiminde sınanmamıştır.
Bunu söylemek düşmanlık değil; siyasal ciddiyet talebidir. Muhalefet, bir kez daha mitlerle siyaset yapar, hukuku alkışla bastırır, zırhları gerçek sanarsa; sandık gecesi yine aynı soruyla baş başa kalır:
“Nasıl oldu?”

Kılıçdaroğlu’nun 2023 Oy Başarısı

Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı oy sayısı yaklaşık 26 milyondur. Bu rakam, halkın gerçek tercihini ve demokratik iradeyi temsil eder. Bu sonuç, partinin sahadaki gücünü ve halk desteğini somut biçimde gösterir; 25 milyon imza veya 15 milyon temayül gibi “sözde rakamların” değil, gerçek oyların belirleyici olduğunu ortaya koyar. Kılıçdaroğlu’nun başarısı, CHP’de adaylık tartışmalarının halkın iradesinden ne kadar kopuk yürütüldüğünü de açık biçimde kanıtlamaktadır.

CHP’de adaylık çoğu zaman halkın tercihinin değil, iç dengelerin, kulis pazarlıklarının ve medyada pompalanan “klişe başarı hikâyelerinin” belirlediği bir alan haline gelmiş durumda. 25 milyon imza, teorik olarak büyük bir destek gibi görünse de, sahadaki gerçek karşılığı, 15 milyon oy oranında somut bir karşılık bulamıyor. Bu uçurum, partinin tabanının gerçek taleplerinden uzaklaşmasının ve iç politik manevraların halk nezdinde güven sarsıcı etkisinin göstergesidir.

Bu masalın çöküşü, sadece CHP’nin değil, Türkiye siyasetinin de uzun süredir bastırdığı bir gerçeği açığa çıkarıyor: Popüler destek, sadece sembolik göstergelerle değil, gerçek saha performansı ve halkın gönlündeki karşılığıyla ölçülür. Aksi takdirde, seçim sonrası ortaya çıkan hayal kırıklıkları ve “başarısızlık senaryoları” kaçınılmazdır.
Siyasi analiz açısından bakıldığında, bu durum bir ders niteliğinde: İster 25 milyon imza toplanmış olsun, ister 15 milyon oy hedeflensin; politik başarı, somut halk desteği ve güven üzerine inşa edilmeden sürdürülebilir olamaz. CHP’de yaşanan adaylık masalının çöküşü, sadece bir partisel hata değil, Türkiye’de siyasi kültürün “görsellik ve söylemle hareket eden” yanına dair ciddi bir uyarıdır.

Son Söz

Siyaset, sloganla değil; hakikatle yapılır.
Rakamlar, gerçeği anlatmak için vardır; gerçeğin yerine geçmek için değil.
“15 milyon oy” bir gerçek değil, zırhtır.
“25 milyon imza” bir veri değil, gösteridir.
Ve siyasal tarih defalarca göstermiştir:
Zırhlar seçim kazandırmaz. Hakikat kazandırır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI