‘2020, 2019’dan kötü olacak…’

2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunuldu. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal'ın açıklamalarına göre 2020'de ekonomide yüzde 5 büyüme öngörülüyor.

Gazete Duvar yazarı Bahadır Özgür, 2020 bütçesini ele aldığı yazısında bütçenin ağır vergi artışlarıyla finansman oluşturduğuna dikkat çekiyor. Özgür’e göre “reel sektör ve bankaların durumu dikkate alınınca, büyüme için kamu baş aktör olmak zorunda. Zam dalgası ve verginin yetmeyeceği malum. Üzerine bir de özel borçların toplumsallaştırılması var. Tüm kapılar iç borçlanmaya açılıyor. Oysa 2020’de ekonomiyi zaten bir iç borç sorunu bekliyor.”

Hükümetin bütçe tasarısında yine ‘küresel fırsatlar’ üzerine zar attığını ifade eden Duvar yazarı, “Esasında yeni olmayan, kredinin ucuz ve bol olduğu günlerden kalma, hayli yıpranmış bir kemiği avucunda şevkle sallıyor: Ya tutarsa!” diye ekliyor.

Ağbal’ın “Son dönemde ortaya çıkan küresel üretime ilişkin yukarı yönlü açıklamalar, global düzeyde faiz oranlarının aşağı gelmesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik finansman koşullarının olumlu gerçekleşeceği beklentisi 2020 bütçesi açısından iyi gelişmeler” sözünü hatırlatan Özgür, bütçenin şansının da buna bağlandığını belirtiyor.

Belirsizliğin arttığı bir dönemde 1 trilyon lirayı aşan bütçe ne vaat ettiğini ise şöyle özetliyor:

“Hesaplar yüzde 5 büyüme üzerine kurulu. Bu nasıl gerçekleşecek? Siyasi şantaj da dahil eldeki iktisadi silahlar kullanıldığı halde bankalar kredi kanallarını açamadı, açması da mümkün görünmüyor. Kredi olsa bile kaç firma alıp, yatırım yapabilecek güçte ki. Özel sektör 2019’un sekiz ayında 17 milyar dolara yakın borç ödedi. Şirketler yatırım iştahından ziyade, özkaynak erimesi derdinde.”

Bankaların kredi/mevduat oranının yüzde 115’lerde seyrettiğimi ve 2018 Ağustos’undaki kur şokundan sonra kredileri kıstıkları halde, topladıkları mevduatın hala çok üzerinde krediye sahip olduklarını söyleyen yazar, bir yıl içinde 30 milyar dolar dış borç ödediklerimi aktarıyor ve, “heybedeki büyük turp ise seneye bekliyor: İç borçlanma dolayısıyla 100 milyar liraya yakın tahvil yükümlülüğü” diyor.

Özgür şöyle devam ediyor:

“Özetle büyüme için kimse ne reel sektöre ne bankalara baksın. Ya nereye bakacağız? 2023’te başkanlık seçimi, 2024’te yerel seçimler varken iktidar ekonomiyi bir şekilde döndürmek için var gücüyle kamuya yüklenmek mecburiyetinde. Zaten yüklenmiyor mu diyen olacaktır. Doğrudur, fakat bu sefer hem özel borçları toplumsallaştırarak şirketleri kurtarması, hem de büyüme için kamu yatırımlarını ve tüketimi artırıp, sosyal transferlerle seçmeni tatmin etmesi gerekiyor. Yandaş şirketlere ihale dağıtımındaki dinmeyen şehveti hesaba katmıyoruz. Kamuda araç tasarruf genelgesi yayınlayıp, 2020 için araç alımının yüzde 40’a yakın artırılmasını da…

Geçen hafta borcu olan şirketlerin kredi yapılandırmasına başlandı. Krizin ilk günlerinde “Ülker’in, Doğuş’un yaptığını herkese yapacaksınız” diyenler haklı çıktı. Fakat piyasanın terazisi tek kefeyle tartmıyor. Aynı günlerde EFT, bakiye sorgulama, havale adı altındaki 20 farklı hizmet için sayı ve parasal sınır olmayacağı açıklandı. Yani bankalara açıkça, “vatandaşı soyabildiğin kadar soy” denildi. Miktarı küçümsemeyin sakın; 2018’de bir yılda yüzde 32 artışla 37 milyar lira kazandılar. 2019’un başında da yüzde 50 zam yaptılar ve ilk altı aydaki gelir 24 milyar liraya çıktı. Bir kıyas bakımından bankaların net karının 24.7 milyar lira olduğunu hatırlatalım. Özetle; bir yerde yapılandırma lafını duyuyorsanız, orada başkalarının borcunu üstleniyorsunuz demektir.”

“Kamu, özel borcun toplumsallaştırılmasını bu kadar dolaylı da yapmıyor” diyen yazar, Varlık Fonu’nun 1 milyar Euro borçlanıp, Ali Ağaoğlu dahil üç inşaatçıyı kurtardığını hatırlatarak 2020’nin ilk yarısında bir borçlanma daha planlandığını belirtiyor.

Sıradaki kurtarılmayı bekleyen sektörün ‘enerji’ olduğunu söyleyen Özgür, “otoyol, köprü, şehir hastaneleri vb. garantiler kamunun hesabında baki zaten. İstanbul Havalimanı’nın yolcu garantisi ödemesi de başlıyor. Ona da yer açmak lazım. Dolayısıyla bütçe açığının 2020’de yüzde 70 artışla 138.9 milyar lira öngörülmesi boşuna değil. Ancak 2019’a başlarken 80.6 milyar lira tahmin edilen açığın, daha dokuzuncu ayda 86 milyar lirayı bulması, gelecek yıl için bir şeyleri açıklıyordur” ifadelerini sarf ediyor.

Bu denli büyük ödemeler için kaynak nasıl oluşturulacak? Kaynak için Özgür, vergi gelirlerini işaret ediyor:

“784.6 milyar lira vergi geliri. Vergi gelirinde her kalemde ortalama yüzde 15 artış bekleniyor. Detaya bakıldığında ise iktidarın umudu, üretici değil içiciler. 2018’in ilk 9 ayında alkollü içki ve tütünden gelen ÖTV ve KDV’nin tutarı 67.4 milyar lira. Mükellef sayısı 837 bin 278 olan kurumlar vergisinden yapılan tahsilat ise 55.4 milyar lira. 2020’de de farklı olmayacak. Çünkü ÖTV’den 176.1 milyar lira, alkol ve tütünden 83 milyar lira gelir bekleniyor. Bütçedeki vergi beklentisi seneye güçlü bir zam dalgasına işaret ediyor. Yine de yeter mi? Mali disipline değil kamu odaklı büyüme üzerine kurulu planın o tek teli tekrar çalıyor işte: Borçlanma! Bu sefer kapıdaki tehlike iç borçlar.”

1994 krizinin bütçe açığının iç borçla, faiz fırlayınca da iç borcun dış borçla finanse edilmesiyle tetiklenen, kısmen bankacılık ama ağırlıklı olarak kamu merkezli olduğunu aktaran Özgür, 2001 krizinin ise kısmen kamu, büyük oranda bankacılık krizi olduğu notuna yer vererek şu bilgileri aktarıyor:

“2018 krizi, özel sektörün borçlarının yarattığı tahribatın kur şokuyla tetiklenmesiyle başladı. Ancak özel borçların toplumsallaştırılmasıyla beraber kamuya yüklenen büyüme planı, iç borç patlamasıyla birleşerek krizi ‘mutantlaştırabilir.’ Özel borcun gömülü olduğu bir kamu maliyesi krizine dönüştürebilir. Nasıl mı? Mevcut tabloya bir bakalım:

Ağustos itibariyle iç borç stoku 692 milyar lira. 2020’de bunun yarısı, 300 milyar lira ödenecek. Devletin 2020’de her ay ortalama ödeyeceği iç borç 28 milyar lirayı bulacak. Bu 2018’in iki katı, 2019 ortalamasının ise yaklaşık yüzde 50 fazlası demek. Hazine verilerine göre, iç borcun vadesinin de 70 aydan 30 aya kadar indiğini ekleyelim.

Tabii durum faiz dışı açık hesaba katılmadan böyle. Oradaki her açık, iç borcu da yükseltecek. Kamu ihalelerindeki hakedişler; garantili projeler; 2019’da 150 milyar lira aktarılmış, 21 milyar lirayı aşan açığa sahip sosyal güvenlik; yerel yönetimlerin borçları, askeri harekatlar vs… vs… Açığı katlayacak o kadar fazla neden var ki. Bugün kredi için baskı yapılan bankalar, seneye iç borç baskısı altında kalmayacaklar mı? O zaman faiz ne olacak?

İlginç bir ironi olsa gerek: İktidar için alkol ve sigara haram, faiz de öyle. Gelin görün ki 2020 bütçesinin kaderi ikisinin elinde. Sazın tek telinden çıkan Albayrak’ın melodisi, şimdi daha fazla kulakları tırmalıyor: 2019, 2018’den kötüydü. 2020 de 2019’dan kötü olacak…”

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

En çok okunan haberler

Trump’tan kendisine soru soran Hilal Kaplan’a: Siz gazeteci olduğunuza emin misiniz?

Hilal Kaplan'ın Donald Trump'a yönelttiği sorunun ardından ABD Başkanı "Siz gazeteci misiniz? Türk hükümeti adına çalışmadığınıza emin misiniz?" dedi. 

“Hoca ‘cin çıkaracağım’ deyip benimle defalarca ilişkiye girdi”

İddiaya Göre Manevi sıkıntı yaşayan genç bir kız, Annesi ile birlikte Ankara’da meşhur olan cinci bir hocaya gitti.

Eski bakan canlı yayında patladı: Çakayım sizin seferberliğinize… Lan Damat Berat efendi dalga mı geçiyon lan?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Yaşar Okuyan canlı yayında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı hedef aldı. 

Dünyaya rezil olan Pelikancı Hilal Kaplan’ı ilk savunan bakın kim oldu?

Yaptığı hareketle dünyaya rezil olan Yandaş Hilal Kaplan'ı ilk savunan Vatan Partililer oldu. 

Dünyaya rezil olan Hilal Kaplan’dan açıklama: Trump şaka yaptı

ABD Başkanı Donald Trump'a sorduğu soru ve aldığı ironik yanıt ile sosyal medyanın gündemine oturan Sabah yazarı Hilal Kaplan, ilk kez konuştu.

CHP’ye FETÖ suçlamasında bulunan ‘Yılmaz Ateş’ hakkında karar

CHP'ye FETÖ suçlamasında bulunan eski milletvekili Yılmaz Ateş, CHP Ankara Disiplin Kurulu kararıyla kesin olarak partiden ihraç edildi.

Atatürk’e Benze(me)yen adam(lar)

“Atatürk’e benzeyen adamın tek sorunu Atatürk’e benzememesi” gibi bir şey yazmıştı bir sosyal medya kullanıcısı. Haklıydı da. “Atatürk’e benzeyen adam” uzaktan biraz andırsa da aslında Atatürk’e benzemiyordu.

Trump-Erdoğan görüşmesi sonrası iki ülke arasındaki buzlar çözüldü mü?

Haftalardır merakla beklenen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD’li mevkidaşı Donald Trump arasında 13 Kasım’da Washington’da gerçekleşen toplantı, kimilerine göre ilişkilerde yumuşamanın göstergesiyken, kimileri ise somut sonuçlar çıkmadan önce bir beklenti içerisine girmeyi iyimserlik olarak değerlendiriyorlar.

Muhalefet kaynıyor, İYİ Parti ile AKP yakınlaşıyor… Erdoğan ABD’den cebinde seçim kartıyla mı döndü?

Türkiye’nin Suriye’ye gerçekleştirdiği askeri operasyon kamuoyu yoklamalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a desteği arttırken bu sene yerel seçimlerde sürpriz zaferler kazanan resmi olmayan muhalif siyasi ittifak içindeki muhtemel çatlakları da ortaya çıkardı.

Tüm aile ve gazeteciler gözaltına alınmıştı… Süleyman Soylu’dan Rabia Naz açıklaması

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hayatını kaybeden Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan ile meclis komisyonu çalışmalarını izleyen 3 gazetecinin mahkemeye sevk edilmesi hakkında "Rabia Naz kızımız üzerinden yargı, emniyet, tüm kurumlar birileri tarafından felç edilmek isteniyor" dedi.