Salı / 29 Eylül 2020

12 Eylül’de Barış Terkoğlu-Barış Pehlivan ile Can Dündar-İsmail Saymaz cepheleri

Osman Cutsay yazdı...

205,589BeğenenlerBeğen
8,579TakipçilerTakip Et

Bugün, 40 yıllık bir sürekli karşıdevrim penceresinden yazıyoruz: 12 Eylül. 

Güncel bir gelişmeye bağlayarak düşünelim. 

Barış Pehlivan da serbest bırakıldı ve adaşı Barış Terkoğlu ile birlikte mücadelesine dışarıda devam edecek: Durmazlar. Sorulsa, kendilerini Namık Kemal, Mustafa Kemal, Büyük Nâzım, Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Behice Boran, Aziz Nesin, Mahir ve Deniz gibi “71 isyancıları”nın o derin akarsu yatağında gördüklerini saklamayacak genç adamlar bunlar. Belki farkında olmadan, elbette yakın dostları ve kavga arkadaşlarıyla birlikte, büyük bir cephe açmış durumdalar. Tahmin edilenden çok başka bir yerdeki cepheden söz ediyoruz. İslamofaşist muktedirlere değil yalnızca, onlara zaten kök söktürüyorlar, ama asıl liberal arsenik bombalarına karşı açılmış bir cephe bu. Sempatimizi saklayacak değiliz. 

Ortada bir içsavaş var. Şimdilik solumuza musallat liberal çevreleri de dahil ederek -ve bu “liberal hatayı” geçici olarak kabullenerek- söylersek, genelde solumuzun içinde patlayan şimdilik düşük yoğunluklu bir içsavaş. 

İçsavaş, böyle bir şey. Öyle hep göstere göstere değil, derinlerden de işliyor. Elbette çürütüyor. Ama birilerini de güçlendiriyor. 

Gerçekten, kimleri çürütüyor, kimleri güçlendiriyor? 

LİBERAL “AZAPLARIMIZ” 

Cumhuriyeti kazınmış Türkiye, henüz tam anlamıyla değil, yani tam teşekküllü bir iktidar çatallaşması yaşamadığı için ve o anlamda değil, ama içten içe işleyen ve bir gün, yakınlarda bir gün, tüm toplumsal bünyeyi saracak bir içsavaş sürecinden geçiyor. Başlayalı epey oldu aslında, sonunu maalesef göremiyoruz. Aktörleri yavaş yavaş belirginleşiyor. Peki.

Peki ve sorumuz şu: Bu içsavaş ortamında kahramanlar ve korkaklar, çarpışanlar ve hainler, direnenler ve “kaçan azaplar” nasıl ayrılacak? Bunları birbirinden ayırmak zor olacak mı? 

Bilemeyiz. 

Ama şunu biliyoruz, çünkü her şey ortada: Türkiye’de muhalif gazetecilik diye bir şey varsa, bu kanatta artık 1000 derecede kaynayan bir iktidar mücadelesi de var. Bir cephe…

Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan bir yanda, diğer yanda Can Dündar, şu sevimsiz medyascope’un her biri diğerinden cahil, ama burnundan da kıl aldırmayan “uzmanları”, sola küfür etmeyi solculuk diye yutturabilen İsmail Saymaz diye bir tuhaf CHP’li cahil şaşkın ile birlikte bunların binlerce hık deyicisi… 

O zaman Barış Terkoğlu-Barış Pehlivan kavramının karşısına Can Dündar-İsmail Saymaz kavramını koyalım. 

Medya sahnesinde böyle bir cepheleşme var. Türkiye ilericiliği ile iki versiyonun ittifakından doğan liberal gericilik karşı karşıya. Muhafelete sızmış ve yönlendirebilen liberal gericiliği, medyada “Avrupa hayranı kozmopolit liberal” Can Dündar ile “yerli ve milli liberal” İsmail Saymaz temsil ediyor. 

Biz, şunu öne çıkaralım: Söylemlerine dikkat ettiniz mi? Özellikle Barışlar, Türkiye ilericiliğinin, son 30 yıldır solculuk adına küfür üzerine küfür yiyen ve hemen sınıf dışı kategorilere sıkıştırılan büyük değerlerin mirasçısı olduğunu bağırıyor. Barışlar konuştuğu zaman Türkiye ilerici tarihi konuşuyor. Mesela Namık ve Mustafa Kemal, mesela Nâzım, mesela Dr. Hikmet, mesela Behice Hanım, mesela Uğur Mumcu, mesela Deniz ve Mahir konuşuyor. En önemlisi, Yalçın Küçük konuşuyor. İş buraya geldi, dayandı. 

Perinçek cemaatinden ve kirinden kurtulamamış, kurtulmayı da düşünemeyen Soner Yalçın’ı burada sayamayız. Maalesef artık bizlerin çok ama çok uzağında. Neyse… 

Bu toprakların bir bedeli var. Bir fikir olarak Türkiye’nin bedeli var. Bir aydın bedeli var. O bedeli ödemeyip, Batı demokrasisinin -daha doğrusu emperyalizmin- kucağında demokrasi güzellemeleri yapmanın veya “vatan” gerekçesiyle AKP’ye militanlık yapıp sola saldırmanın, Kürt halkına saldırmanın aydın olmayı imkânsız kılacağını öğreniyoruz bu adamlar konuşunca. Birbirlerini tamamlıyorlar. 

Ya komünizmi ciddiye alan Barışlar kazanacak ve Türkiye belki, küçük de olsa bir feraha çıkma umudu yaşayacak ya da Barış’ın karşıtları, özellikle de AKP’yi iktidar yapan tüm (dinci, Avrupa şaklabanı, yerli ve milli) renkleriyle bu liberal sürü (“Belge’li Birikim Gericiliği”nin her yere serpiştirdiği “teknokratsia”) kazanacak ve kazınan cumhuriyetten sonra Türkçe de bütün ışığını yitirecek. Bir uşaklar coğrafyasında ömürler/kuşaklar yitip gidecek… İsteyen Yugoslavya ve Irak’a bakabilir.  

HAVA DÖNECEK, KOKUYU ALDILAR

AKP faşizmini Türkiye’nin başına saran bütün bu muhalif döküntüler, Can Dündarlar, Ahmet-Mehmet Altanlar, İsmail Saymazlar, Enis Berberoğlular, Murat Yetkinler, CHP’nin ve HDP’nin başına çöreklenmiş mafyöz kadroları pışpışlamayı görev sayan gazeteciler, yıkım ertesinde ikbal avcılığı yapmaya şimdiden hazırlar. Batı başkentlerinde büyüyen Erdoğan nefretinin farkındalar, sinyali aldılar, AKP’nin gideceğini gördüler, bütün bayağılıklarıyla AKP sonrasında kendilerine koltuk beğeniyorlar… Türkiye’nin bir yangın yerine döneceğinin farkına varamayacak kadar cahil ve liberaller. Çürümüşler. 

12 Eylül’den sonra doğan çocuklar, o kırılan kuşağın tüm acısını çıkarır mı? Sosyalist bir Türkiye tasarımı yeniden gündeme gelir mi? Bilemiyoruz. Ama 12 Eylül sonrasında doğan bazı çocukların, Türkiye ilerici tarihini daha ileriden yeniden sahneye çağırma niyetleri var. Geçmişi değil, geçmişin esansını, devrimci direncini, öfkesini ve fikrini çağırıyorlar; aşmak için çağırıyorlar… Aşıyorlar da… 

Karşılarında eli kanlı Türkçü-İslamcı cellatlar yok sadece, o kanlı sürünün (“kötü polis”) tamamlayıcısı rolündeki (“iyi polis”) şu liberal sürü de var: Moda ya, biraz dayak yediler ya, emperyalist başkentlerin rüzgârını arkalarında hissettiler ya, hepsi AKP ve reisine muhalif şimdilerde. 

Karşı cephenin ciddi bir sorunu var: Bundan böyle Barış Terkoğlu/Barış Pehlivan ve onunla şu veya bu ölçekte aynı dalga boyunda fikir üreten, gericiliği tümüyle göğüsleyebilen genç arkadaşlarına sormadan, onların onayını almadan bu topraklarda muhaliflik zordur. Aydınlık, gazetecilik vs. taslamak zordur. Şimdi birkaç “muhaliflik oynayan” kanalda köşe kaptığınıza güvenmeyin, işler hiç de öyle alıştığınız gibi gelişmeyecek.

Çok ciddi bir filtre karşısındayız.

Geçerken iki şeyi hatırlatmış olalım: 

Bir: “Döküntülerimizin” işi giderek zorlaşıyor. Kurtlukta düşeni yemek kanun olduğu için, birbirlerini yemeye başlayacaklar. Dincisi, milliyetçisi, liberali, demokratı vs. hepsi birbirine girecek. İşimiz kolaylaşmayacak, ortalık daha da karışacak. Bundan korkan, mücadelemize bulaşmasın. Böyle oluyor bu işler; içsavaş böyle bir şey. 

İki: Barışların bu cephede hep kalacağının bir garantisi yok. İyi de, kimsenin garantisi yok ki. Hayat sanıldığından çok daha fazla sürprizler ve dönüşlerle doludur. Ama bugüne ve sahnedeki yerleşikliğe bakınca insanların bulunduğu yerlerin hakkını vermemiz gerekiyor. Barışlar, direniyor. Sonuç olarak, “bizim çocuklar” yenilgiyi kabul etmiyor ve bunu sürekli kanıtlamaktan kaçınmıyorlar. 12 Eylül’den sonra doğan Barışları ve arkadaşlarını içeren o derin akarsu yatağının da zaten ana özelliği bu. Kuşaklar boyu inceledik, biliyoruz: İğne ucu kadar bir delikten uygarlıklar çıkarma yetenekleri var. Çok yenilen, ama bir gün mutlaka yenen çocukların soyundandırlar. 

Bugün 12 Eylül, bu da bir 12 Eylül yazısı: 40 yıl sonra genç pınarların kurumadığını, kurutamadıklarını bir kez daha hatırlamış/hatırlatmış olduk. 

Yenilgiyi kabullenmeyenlere, sadece onlara ölüm yok. Gerçekten. 

OSMAN ÇUTSAY 

Serbest Kürsü

Devrim kurumundan karşı devrimci odak olmaya Diyanet!

Mithat Çelik yazdı...

Merkez Bankası faizi yükselttiği halde niçin sonuç alamıyor?

Mahfi Eğilmez yazdı..

Türkiye solu neden işçilerle bağ kuramıyor?

Mehrali Yücedağ yazdı...

Ne olacak şimdi?

Mehrali Yücedağ yazdı...

Gündem

Kayıp işçi, başından vurulmuş halde ölü bulundu

Zonguldak'ta ailesinin kayıp ihbarında bulunduğu temizlik görevlisi Mehmet Y.'nin (54), başından tek kurşunla vurulmuş cansız bedeni bulundu.

Albayrak Yeni Ekonomi Programı’nın hedeflerini açıkladı

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Yeni Ekonomi Programı'nı (YEP) açıkladı. Albayrak, 2023'teki işsizlik hedefini yüzde 10,9 olarak belirlediklerini söyledi. Yeni Ekonomi Programı'nda büyüme hedefleri, 2021 için yüzde 5,8, 2022 ve 2023 için yüzde 5 oldu.

İmam hatipler için yeni proje

MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, ERDEM isimli yeni bir proje başlattı. Proje kapsamında destek başvurusu yapan İHL’lere 15-50 bin TL ödenek verilecek.

Aleyna Çakır soruşturmasında kritik gelişme!

Ankara’da evinde ölü bulunan Aleyna çıkarın evinin önündeki kamera kayıtlarına ilişkin iki farklı polis raporu hazırlandı. İlk rapora göre olay gecesi binanın önünde iki kişi bulunurken son rapora göre ise evin önünde sadece Ümitcan Uygun’un olduğu belirtildi.

AKP’li vekillere Erdoğan için test zorunluluğu

TBMM AKP Grubu, Erdoğan’ın katılacağı Perşembe günkü 4. Yasama Yılı açılışına katılmak için milletvekillerine Covid-19 testi yaptırmalarını şart koştu.