Cumartesi / 8 Mayıs 2021

1 Mayıs; İşçi Sınıfının Birlik Dayanışma ve Mücadele Günüdür!  

201,711BeğenenlerBeğen
8,693TakipçilerTakip Et

Taksim de Türkiye İşçi Sınıfının vatanıdır. 

Taksim’de 1 Mayıs’ı yasaklamak kanunsuzluktur. 

Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla onlarca yerel Mahkeme kararlarına uymamaktır. 

Dolayısıyla suçtur. 

Evet, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da COVID-19 belası ile karşılıyoruz 1 Mayıs’ı.

Çeşitli bölgelerde AKP’giller virüs bahanesiyle, 1 Mayısı da içine alan ve bir ayı bulan yasaklama kararları almaya başladılar. 

Çeşitli kesimlerde ise 1 Mayıs Cumartesi’ye denk geldiğinden ve sokağa çıkma yasağı olduğundan 30 Nisan’da miting yapma eğiliminin geliştiğini duyuyoruz. 

Bu açık teslimiyettir. 

Kaldı ki, bu kesimler daha önce de 1 Mayıs Alanı Taksim’den vazgeçmişler, Bakırköy Çukuru’na hapsolmayı tercih etmişlerdi. Sonra da “emek ve dayanışma”, “emeğin dayanışması” gibi söylemlerle sınıf körlüklerini başkalarına da kabul ettirmeye çalışmışlardı.

Biz, her yıl, Taksim yasaklamalarına rağmen “Taksim Vatandır” mücadelesi veriyoruz. 

Evet, her yıl gözaltına alıyorlar. 

Ama açılan davalardan beraat etmemizi de önleyemiyorlar. 

Geçtiğimiz günlerde 2017 1 Mayısı’ndan da beraat kararı aldık. 

Geçen yıl da 2018 1 Mayısı’ndan almıştık. 

Devamında da Haksız Gözaltı nedeniyle tazminat davaları açmaktayız. Ve hepsini kazanıyoruz.

Dememiz şu ki; AKP’gillerin Taksim yasağına karşın, barışçıl nitelikteki Taksim mücadelelerini polisiye önlemlerle engelleseler de yargıda beraat kararları almak kesindir. 

Ancak Taksim mücadelesi samimi olmalıdır. Dostlar alışverişte görsün türünden olmamalıdır.

Örneğin geçen yıl DİSK’çilerin tavrı tamamen Nakliyat-İş’in yıllardır kararlı bir şekilde yürüttüğü Taksim mücadelesine karşı, gösteriş amaçlı olmuştur. Oysa Nakliyat-İş; DİSK’in 1 Mayıs mücadelesini Bakırköy Çukuru ya da Maltepe Meydanına çeken tavrını eleştirmiştir. 

Geçen yıl ne olduysa DİSK’çiler Taksim’i hatırlar oldular. Bakalım bu yıl ne yapacaklar. 

Ülkemizde parababaları, 1 Mayıs’ı özünden uzaklaştırmak için on yıllarca “Bahar Bayramı” diye yutturmak istedi. 

12 Eylül faşizmi ile birlikte bunu da çok gördüler 1 Mayıs’ı tatil olmaktan çıkarttılar. 

2009’da ise AKP’giller, referandum rüşveti olarak 1 Mayıs’ı; “Emek ve Dayanışma Günü” ilan etti ve resmi tatil yaptı. 2010’dan 2012’ye kadar üç yıl Taksim’de kutlandı 1 Mayıs. Ama daha sonra keyfi yasaklara geri döndüler. 

Kendileri Taksim’de her türlü mitingi yaptılar, her türlü gerici organizasyona açtılar Taksim’i ama İşçi Sınıfına ve Devrimcilere yasaklamaya devam ettiler. 

Fakat sermayenin, siyasal iktidarların onca yasağı ve saldırısına rağmen, türlü bedeller ödenerek 1 Mayıs; her yıl, Uluslararası işçi sınıfının Birlik, Mücadele, Dayanışma Günü olarak kutlandı.

Elbette Taksim mücadelesi hiç bitmedi. Bitmeyecek.

Bu yıl 1 Mayıs mücadelesi; karantina çemberini de kırıp atmalıdır.  

AKP’nin MHP’nin “dudak dudağa” kongreleri ülke genelinde Koronavirüs Tsunamisi yarattı.

Yetmedi, bir de “Korona salgınına rağmen salonu lebalep doldurdunuz” diyerek coşku verildi insanlarımıza. 

Şimdi ise yoğun bakımlarda yer kalmadı. Günlük vaka sayısı 60 binleri buldu. Ölümler ise 300’ün üzerine çıktı. 

Geçen yıl büyük bir gürültü ile açıkladıkları, sözde koronavirüs salgını ile mücadele için yapılacak Atatürk Havalimanı ve Sancaktepe “salgın hastaneleri”nden hiçbir haber yok. Soran eden de yok.

İnsanlarımız korona ile birlikte işsizlikten, yoksulluktan, açlıktan kırılmakta. 

Sadaka niyetine verilen patates, soğanın peşinde koşturuyorlar halkımızı. 

Oysa daha geçen yıl patates-soğanı stoklayan “terörist”lerin depolarına baskın yapıyorlardı. Bu yıl ise emekçi halkımızı dilenci yaptılar.

Velhasıl AKP; başta işçi sınıfımız gelmek üzere tüm emekçi halkımız için ülkeyi yangın yerine döndürdü. 

Bu yıl İşçi Sınıfının 1 Mayıs talepleri şunlar olmalıdır: 

COVID-19 salgınında daha da ölümcül çalışma koşullarına maruz bırakılmaya; 

İşverenlerin keyfi olarak uyguladığı “ücretsiz izin” dayatmalarına,

Covid-19’un işçi sınıfı ve sağlık emekçileri için meslek hastalığı sayılmamasına,

Patronlara haksız kazanç sağlayan teşviklere,

Hileli iflaslarla işçi sınıfının kazanılmış haklarının gasp edilmesine, sendikasızlaştırmaya

Küçük esnafın, köylülerin İşsizlik-Pahalılık cehenneminde geçim sıkıntı çekmesine, halkımıza reva görülen aşağılanmaya,

Sağlık emekçilerine dayatılan 36 saati bulan çalışma sürelerine, emeklilik, yıllık izin ve istifa haklarının yasaklanmasına karşı mücadele edilmelidir. 

İşçi Sınıfımızın Taksim Mücadelesi; emekçi halkımızın bu taleplerinden ayrı düşünülemez. 

Zira İşçi Sınıfımız kendisi ile birlikte tüm toplumu kurtuluşa götürecek biricik sınıftır.

Haydi 2021 1 Mayısı’nda da şehitlerimize sahip çıkmaya, Taksim Vatandır mücadelesine…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

[adinserter block="6"